Her gün 10.00 ile 19.00 arası, randevu ile @psikologburakuysal
Psikolog Burak Uysal

Empati Kaybı: Neden Zorlaştı, Çocuklara Nasıl Öğretilir?

30 Ağustos 2026Güncelleme: 15 Ekim 202615 dakikalık okumaBurak Uysal
Bu sayfada (19 bölüm)
  1. Çocuklara empati öğretmek neden zorlaştı?
  2. Empati nedir, sempatiden farkı nedir?
  3. Empati kaybı gerçekten yaşanıyor mu?
  4. Ekran empatiyi nasıl etkiler?
  5. Şefkat yorgunluğu nedir?
  6. "Bize yakın mı?" ayrımı empatiyi nasıl daraltır?
  7. Çocuklar empatiyi nereden öğrenir?
  8. Günlük hangi cümleler empatiyi zayıflatır?
  9. Yaşa göre empati nasıl gelişir?
  10. Çocuklara empati öğretmek için neden duygulara isim vererek başlamalı?
  11. "O olsa ne hissederdi?" sorusu nasıl kullanılır?
  12. Kitap ve oyunlarla çocuklara empati öğretmek nasıl olur?
  13. Farklılıklarla tanışmak empatiyi neden güçlendirir?
  14. Kendi duygularınızı göstermek çocuğa ne öğretir?
  15. Çocuğunuz başkasını incittiğinde ne yapmalı?
  16. Dijital molalar empatiye nasıl alan açar?
  17. Empati eksikliği ne zaman endişe vericidir?
  18. Kendinize kızmadan nasıl başlarsınız?
  19. Sıkça sorulan sorular
Empati Kaybı: Neden Zorlaştı, Çocuklara Nasıl Öğretilir?
Kısaca

Empati hem doğuştan gelen bir eğilim hem de günlük hayatta gelişen bir beceridir. Hızlı ekran içerikleri, yetişkinlerin yorgunluğu ve bizden olan, olmayan ayrımı empatiyi zorlaştırabilir. Çocuklara empati öğretmek için duygulara isim vermek, başkasının yerine koymaya davet eden sorular sormak, kitap ve oyunlardan yararlanmak, farklılıklarla tanışmak ve kendi duygularınızı göstermek temel adımlardır.

Çocuklara empati öğretmek neden zorlaştı?

Çocuklara empati öğretmek zorlaştı, çünkü hızlı akan ekran içerikleri, yetişkinlerin yorgunluğu ve "bizden olan, olmayan" ayrımı, başkasının duygusunu durup fark etmeyi zorlaştırıyor. Oysa empati hem doğuştan gelen bir eğilim hem de günlük hayatta, yetişkinleri izleyerek ve tekrar ederek gelişen bir beceridir.

Bu yazıda önce empati kaybının olası nedenlerine, ardından çocuklara empati öğretmek için evde uygulayabileceğiniz somut adımlara bakıyorum. Amacım ebeveynleri suçlamak değil. Aksine, çoğumuzun farkında olmadan yaptığı küçük şeyleri görünür kılmak ve onları değiştirmenin ne kadar mümkün olduğunu göstermek istiyorum.

Bir sahne düşünelim. Akşam haberlerinde zor bir görüntü geçiyor. Yetişkinler kısa bir "vah vah" deyip kanalı değiştiriyor. Çocuk bu anı izliyor. Hiçbir şey söylemeden, başkasının acısına ne kadar süre ayırılacağını öğreniyor. Empati çoğu zaman bu tür sessiz anlarda şekillenir.

Empati nedir, sempatiden farkı nedir?

Empati, başka birinin duygusunu onun bakış açısından anlamaya çalışmak ve bu anlayışla ona yaklaşmaktır. Sempati ise karşıdakine üzülmek ya da acımaktır. Sempatide kişi dışarıdan bakar; empatide ise bir an için karşıdakinin yerine geçmeye çalışır.

Empatinin genellikle üç boyutu olduğu kabul edilir:

  • Duygusal empati: Başkasının duygusunu bir ölçüde kendi içinde hissetmek.
  • Bilişsel empati: Başkasının ne düşündüğünü ve neden öyle hissettiğini anlamak.
  • Şefkatli tepki: Bu anlayıştan yola çıkarak yardım etmek ya da destek olmak.

Çocuklarda bu üç boyut farklı hızlarda gelişir. Küçük bir bebek başka bir bebek ağladığında ağlayabilir; bu, duygusal empatinin erken bir biçimidir. Bilişsel empati ise daha geç gelişir, çünkü başkasının farklı düşünebileceğini anlamak zihinsel olgunluk ister.

Öte yandan empati, karşıdakinin her davranışını onaylamak anlamına gelmez. Bir çocuğun neden öfkelendiğini anlamak, onun vurmasını kabul etmek demek değildir. Bu ayrım, çocuklara empati öğretmek isteyen ebeveynler için önemlidir; çünkü empati ile sınır birlikte var olabilir.

Empati kaybı gerçekten yaşanıyor mu?

Bazı araştırmalar, son birkaç on yılda bazı ölçeklerle ölçülen empati düzeylerinde düşüş olduğunu gösteriyor. Örneğin üniversite öğrencileri üzerinde yapılan hakemli bir derleme, yıllar içinde empatik ilgi puanlarında bir azalma bulmuştur. Ancak bu bulgular belirli ülkelerde ve belirli gruplarda elde edilmiştir.

Bu yüzden "insanlık empatisini kaybediyor" gibi genellemelerden kaçınmak gerekir. Empati hâlâ insanın en güçlü özelliklerinden biridir. Afetlerde, hastalıklarda ya da zor zamanlarda insanların birbirine nasıl koştuğunu hepimiz görürüz.

Yine de günlük hayatta empatiyi zorlayan koşulların arttığı açıktır. Daha hızlı yaşıyoruz, daha çok uyaranla karşılaşıyoruz ve başkalarının acısını çoğu zaman bir ekran aracılığıyla görüyoruz. Bu koşullar empatiyi yok etmez; ama onu kullanmak için gereken durma anlarını azaltır.

Kısacası mesele empatinin kaybolması değil, empatinin "kas" gibi çalıştırılmadığında zayıflamasıdır. İyi haber şu ki kaslar gibi empati de çalıştırıldıkça güçlenir. Üstelik çocukluk, bu kası geliştirmek için en uygun dönemdir.

Ekran empatiyi nasıl etkiler?

Ekran empatiyi, başkalarının duygularını hızlı ve yüzeysel biçimde gösterdiği için zorlayabilir. Kısa videolarda bir saniye ağlayan bir yüz, ardından komik bir sahne, sonra bir reklam geçer. Zihin bu hızda bir duyguda kalamaz. Böylece başkasının acısı, kaydırılıp geçilen bir içeriğe dönüşebilir.

Ayrıca ekran aracılığıyla kurulan iletişimde yüz ifadeleri, ses tonu ve beden dili büyük ölçüde kaybolur. Oysa çocuklar empatiyi en çok bu sinyalleri okuyarak geliştirir. Yüz yüze bir tartışmada karşısındakinin gözlerinin dolduğunu gören çocuk durabilir. Mesajlaşırken ise bu sinyali görmez ve daha sert sözler kurabilir.

  • Kısa ve hızlı içerikler, bir duyguda kalma süresini kısaltır.
  • Yazılı iletişim, ses tonu ve yüz ifadesini ortadan kaldırır.
  • Anonimlik, bazı çocukların daha kırıcı davranmasını kolaylaştırır.
  • Ebeveynin ekranla meşgul olması, çocukla göz teması ve sohbet süresini azaltır.

Bu, ekranın tamamen kötü olduğu anlamına gelmez. Doğru içerikler çocuğa farklı hayatları tanıtabilir ve empatiyi besleyebilir. Önemli olan ekranın yüz yüze ilişkilerin yerini almamasıdır. Çocuğunuzun ekran süresini değerlendirmek isterseniz ekran süresi hesaplama aracı size bir fikir verebilir.

Şefkat yorgunluğu nedir?

Şefkat yorgunluğu, sürekli başkalarının acısıyla karşılaşmanın ardından duygusal olarak tükenmek ve duyarsızlaşmaktır. Bu kavram ilk olarak sağlık çalışanları gibi yoğun acıyla karşılaşan meslek grupları için kullanıldı. Bugün ise haber ve sosyal medya akışı yüzünden pek çok insan benzer bir yorgunluk yaşadığını anlatıyor.

Şefkat yorgunluğu yaşayan biri çoğu zaman şöyle hisseder: "Artık hiçbir şey hissetmiyorum", "Bu kadar acıya yetişemem", "Kendi derdim yeter." Bu cümleler kötü niyetin değil, aşırı yüklenmenin işaretidir. Kişi kendini korumak için duygusal bir kalkan oluşturur.

Ancak bu kalkanın bir yan etkisi vardır. Çocuklar, ebeveynlerinin başkalarının acısına nasıl tepki verdiğini izler. Ebeveyn sürekli "bize ne" tavrı gösteriyorsa, çocuk da başkalarının duygularına kapı kapatmayı öğrenebilir.

Şefkat yorgunluğunu azaltmak için haber tüketimini sınırlamak, gün içinde dinlenme anları yaratmak ve küçük ama somut yardımlarda bulunmak işe yarayabilir. Örneğin bir komşuya yemek götürmek, binlerce kötü haberi izlemekten daha çok empati besler. Çünkü somut bir eylem, çaresizlik duygusunu azaltır. Çocuklar zor haberlerle karşılaştığında onlarla nasıl konuşabileceğinizi savaş haberlerinin çocukları nasıl etkilediği yazısında anlattım.

"Bize yakın mı?" ayrımı empatiyi nasıl daraltır?

İnsanlar, kendine benzeyen ya da kendi grubundan olan kişilere daha kolay empati kurar. Bu çok insani bir eğilimdir. Ancak bu eğilim fark edilmezse, empati yalnızca "bizden olanlar" için çalışan dar bir alana sıkışabilir.

Günlük hayatta bu ayrımı çoğu zaman farkında olmadan yaparız. Bir haberde "bizim şehirden biri" geçtiğinde daha çok etkileniriz. Uzak bir ülkedeki aynı olay ise daha soyut gelir. Çocuklar da bu tepkileri izler ve başkalarının acısını bir yakınlık ölçüsüne göre değerlendirmeyi edinebilir.

Özellikle "onlar bizden değil", "onların derdi bizi ilgilendirmez" gibi cümleler, çocuğa empatinin bir sınırı olduğunu öğretir. Bu sınır zamanla okulda da kendini gösterir. Sınıfa yeni gelen, farklı konuşan ya da farklı görünen bir çocuğa karşı empati kurmak zorlaşır. Bu durum akran zorbalığının zeminini hazırlayabilir.

Bunun yerine çocukla birlikte ortak noktaları aramak işe yarar. "O çocuk da senin gibi annesini özlüyor olabilir" ya da "Onun da arkadaş edinmek istediğini düşünüyorum" gibi cümleler, farklı görünen birinin de aynı duyguları taşıdığını gösterir. Böylece empati, yakınlık ölçüsünden bağımsız hâle gelir.

Bu konuda kendi tepkilerinizi gözlemlemek de işe yarar. Bir haberi izlerken hangi olaylara daha çok, hangilerine daha az üzüldüğünüzü fark edin. Bu farkı çocuğunuzla yaşına uygun biçimde konuşabilirsiniz: "Uzakta yaşayan insanların acısını bazen daha az hissediyoruz, ama onlar da bizim gibi üzülüyor." Böyle bir cümle, çocuğa empatinin coğrafyası olmadığını gösterir. Üstelik ebeveynin kendi eğilimini fark edip dile getirmesi, çocuğa öz farkındalığın da bir model olarak sunulması demektir.

Çocuklar empatiyi nereden öğrenir?

Çocuklar empatiyi en çok kendilerine nasıl davranıldığından ve yetişkinlerin başkalarına nasıl davrandığından öğrenir. Empati bir ders gibi anlatılarak değil, yaşanarak gelişir. Duyguları ciddiye alınan çocuk, başkalarının duygularını ciddiye almayı daha kolay edinir.

Bu nedenle empatinin ilk okulu evdir. Çocuk düştüğünde ona nasıl yaklaştığınız, kardeşine kızdığında ne söylediğiniz, bir komşu hastalandığında ne yaptığınız, çocuğa empati hakkında binlerce söz kadar bilgi verir. Çocuk her an bu sahneleri kaydeder.

  • Kendi duyguları kabul edilen çocuk: Başkasının duygusunu da kabul etmeyi öğrenir.
  • Yetişkinlerin yardımlaştığını gören çocuk: Yardım etmeyi doğal bir davranış olarak görür.
  • Hatasında özür dileyen bir ebeveyni olan çocuk: Onarımın mümkün olduğunu öğrenir.
  • Farklı insanlarla saygılı ilişki kuran bir ailede büyüyen çocuk: Farklılığı tehdit olarak görmez.

Öte yandan çocuğun mizacı da rol oynar. Bazı çocuklar doğuştan daha duyarlıdır, bazıları ise başkalarının duygularını okumakta daha çok desteğe ihtiyaç duyar. Bu bir eksiklik değil, farklı bir başlangıç noktasıdır. Her iki durumda da empati, uygun bir ortamda gelişmeye devam eder.

Günlük hangi cümleler empatiyi zayıflatır?

Empatiyi zayıflatan cümleler çoğu zaman iyi niyetle, çocuğu güçlendirmek ya da hızlıca sakinleştirmek için söylenir. Ancak bu cümleler çocuğa duyguların önemsiz ya da utanılacak bir şey olduğu mesajını verir. Duygusunun önemsenmediğini hisseden çocuk, başkalarının duygusunu da önemsemekte zorlanabilir.

  • "Ağlama, bunda ağlanacak ne var?"
  • "Erkek adam ağlamaz."
  • "Saçmalama, korkacak bir şey yok."
  • "Onlar bizden değil, takma."
  • "O hak etti."
  • "Sen ona bakma, kendi işine bak."

Bu cümlelerin yerine duyguyu kabul eden ifadeler kullanabilirsiniz. Örneğin "Ağlama" yerine "Çok üzüldüğünü görüyorum, buradayım" diyebilirsiniz. "Korkacak bir şey yok" yerine "Korktun, değil mi? Birlikte bakalım" demek, çocuğa duygusunun anlaşıldığını hissettirir.

Ayrıca başkaları hakkında konuşma biçiminiz de önemlidir. Bir arkadaşınızın zor bir dönemden geçtiğini anlatırken "Kendi kendine yaptı" demek yerine "Zor bir dönemden geçiyor, nasıl yardım edebiliriz?" diye sormak, çocuğa başkalarının acısına nasıl yaklaşılacağını gösterir. Kendinizi bu cümlelerden birini kurarken yakalarsanız sorun değil; fark etmek, değişimin ilk adımıdır.

Yaşa göre empati nasıl gelişir?

Empati, yaşla birlikte basit duygusal tepkilerden karmaşık bakış açısı almaya doğru gelişir. Her yaşta çocuktan farklı bir empati düzeyi beklemek gerekir. Örneğin üç yaşındaki bir çocuğun oyuncağını paylaşmak istememesi empati eksikliği değil, gelişim döneminin doğal bir özelliğidir.

YaşEmpatinin görünümüEbeveyn ne yapabilir?
0 ile 2 yaşBaşka bir bebek ağlayınca ağlama, yüz ifadelerini taklit etmeDuygulara isim vermek, yüz yüze oyun
2 ile 4 yaşÜzgün birine oyuncak getirme, basit teselli girişimleriDuyguları adlandırmak, nazik davranışı fark etmek
4 ile 6 yaşBaşkasının farklı düşünebileceğini anlamaya başlama"O ne hissetti?" sorusu, hikâyeler
7 ile 11 yaşAdalet duygusu, arkadaşı savunma, daha karmaşık duyguları anlamaFarklı bakış açılarını konuşmak, yardım projeleri
12 yaş ve üstüToplumsal konulara ilgi, soyut düşünme, yoğun duygusal dalgalanmalarDeğerler üzerine sohbet, gönüllülük, dinlemek

Bu tablo genel bir yol haritasıdır. Her çocuk kendi temposunda gelişir. Örneğin bazı çocuklar dört yaşında çok duyarlı tepkiler verirken, bazıları bu becerileri biraz daha geç gösterir. Önemli olan, çocuğun yaşına uygun fırsatlarla bu beceriyi desteklemektir.

Ergenlikte empati bazen azalmış gibi görünebilir. Genç, kendi duygularıyla o kadar meşguldür ki başkalarına daha az yer kalabilir. Bu geçici bir durumdur ve genellikle ergenliğin ilerleyen yıllarında daha olgun bir empatiye dönüşür. Bu dönemde gencin değerlerini konuşmak ve onu yargılamadan dinlemek, empatisini besler.

Çocuklara empati öğretmek için neden duygulara isim vererek başlamalı?

Çocuklara empati öğretmek için duygulara isim vermek ilk adımdır, çünkü çocuk kendi duygusunu tanımadan başkasının duygusunu tanıyamaz. "Üzgün", "kızgın", "kıskanç", "hayal kırıklığına uğramış" gibi kelimeler, çocuğun iç dünyasını düzenler ve başkalarının iç dünyasına bir kapı açar.

Duygulara isim vermek için gün içinde pek çok fırsat vardır. Çocuk bir oyunu kaybettiğinde "Kaybettiğin için hayal kırıklığı yaşadın" diyebilirsiniz. Bir arkadaşı onu oyuna almadığında "Dışlanmış hissetmiş olmalısın" demek, ona hem duygusunun kabul edildiğini hem de bu duygunun bir adı olduğunu gösterir.

Bu becerinin ardından çocuk başkalarının duygularını da adlandırmaya başlar. "Kardeşim kızgın, çünkü oyuncağını aldım" gibi bir cümle, empatinin önemli bir göstergesidir. Küçük çocuklarla duyguları tanımak için duygu kartları ve sakinleşme köşesi aracını kullanabilirsiniz.

  • Kendi duygularınızı da adlandırın: "Bugün işte zor bir gün geçirdim, biraz yorgunum."
  • Kitaplardaki ve çizgi filmlerdeki karakterlerin duygularını konuşun.
  • Duygu kelimelerini zenginleştirin; "iyi" ve "kötü" dışında kelimeler kullanın.
  • Yüz ifadelerini birlikte taklit edin ve tahmin oyunu oynayın.

"O olsa ne hissederdi?" sorusu nasıl kullanılır?

"O olsa ne hissederdi?" sorusu, çocuğu başkasının yerine koymaya davet eden basit ama güçlü bir araçtır. Bu soru bir suçlama gibi değil, merakla sorulduğunda en iyi sonucu verir. Amaç çocuğu utandırmak değil, onun bakış açısını genişletmektir.

  1. Sakin bir an seçin. Kriz anında çocuk bu soruyu düşünemez.
  2. Olayı yargısız biçimde hatırlatın: "Bugün parkta Ali'nin topunu aldın."
  3. Soruyu merakla sorun: "Sence o an Ali ne hissetti?"
  4. Cevabını dinleyin ve gerekirse ipucu verin: "Yüzü nasıldı, hatırlıyor musun?"
  5. Kendi deneyimine bağlayın: "Senin topun alınsaydı sen ne hissederdin?"
  6. Bir sonraki adımı birlikte düşünün: "Ali'yi daha iyi hissettirmek için ne yapabiliriz?"

Bu soruyu yalnızca olumsuz olaylardan sonra değil, olumlu anlarda da sorun. Örneğin "Arkadaşına resmini gösterdiğinde sence ne hissetti?" diye sormak, çocuğun nazik davranışlarının başkalarında yarattığı etkiyi görmesini sağlar. Böylece empati, yalnızca hatayı düzeltmenin değil, iyiliği fark etmenin de aracı olur.

Kitap ve oyunlarla çocuklara empati öğretmek nasıl olur?

Kitap ve oyunlarla çocuklara empati öğretmek, çocuğun farklı karakterlerin dünyasına güvenli bir mesafeden girmesini sağlar. Bir hikâyede başkasının yaşadığı zorluğu dinlemek, çocuğa o duyguyu kendi hayatında yaşamadan anlama fırsatı verir. Oyunda ise çocuk farklı rollere girerek başkalarının bakış açısını deneyimler.

  • Hikâye okurken durmak: Okurken "Sence şu an ne hissediyor?" diye sorun.
  • Farklı hayatları anlatan kitaplar: Farklı ülkelerden, ailelerden ve koşullardan çocukları anlatan hikâyeler seçin.
  • Rol oyunları: Doktor, hasta, öğretmen, öğrenci gibi rollerde yer değiştirerek oynayın.
  • Kuklalar ve oyuncak bebekler: Küçük çocuklar duyguları kuklalar aracılığıyla daha kolay ifade eder.
  • İş birliği oyunları: Kazanmak yerine birlikte bir hedefe ulaşmayı amaçlayan oyunlar oynayın.

Okuma sırasında karakterlerin davranışlarını yargılamak yerine anlamaya çalışmak da önemlidir. Örneğin hikâyedeki "kötü" karakterin neden öyle davrandığını konuşmak, çocuğa davranışın arkasında bir duygu ya da ihtiyaç olabileceğini gösterir. Bu bakış açısı, gerçek hayatta da başkalarını anlamaya yardım eder.

Ayrıca birlikte bir film izledikten sonra karakterlerin duygularını konuşmak, ekranı empatiyi besleyen bir araca dönüştürebilir. Burada anahtar, izleme süresinin ardından birlikte durmak ve konuşmaktır. Örneğin bir çizgi filmde bir karakter arkadaşını yalnız bıraktığında filmi durdurup "Sence o an ne hissetti, sen olsan ne yapardın?" diye sorabilirsiniz. Bu kısa duraklamalar, çocuğun izlediği şeyi yalnızca tüketmesini değil, üzerine düşünmesini sağlar.

Farklılıklarla tanışmak empatiyi neden güçlendirir?

Farklılıklarla tanışmak empatiyi güçlendirir, çünkü çocuk kendinden farklı görünen insanların da aynı duyguları taşıdığını deneyimleyerek görür. Yalnızca benzer insanlarla büyüyen bir çocuk için farklılık yabancı ve bazen korkutucu gelebilir. Farklı insanlarla tanışan çocuk ise farklılığı doğal bir şey olarak kabul eder.

Farklılıkla tanışmak için uzaklara gitmek gerekmez. Mahallede yaşlı bir komşuyu ziyaret etmek, engelli bireylerin hayatına dair bir kitap okumak, farklı bir şehirden gelen bir sınıf arkadaşını eve davet etmek bu deneyimin parçasıdır.

  • Farklılıkları gizlemek yerine merakla konuşun: "Onun ailesi bayramı nasıl kutluyor, sorabiliriz."
  • Çocuğunuzun farklılıklarla ilgili sorularını utanmadan cevaplayın.
  • Farklı insanları alay konusu yapan şakalara gülmeyin ve bunu çocuğunuzla konuşun.
  • Ortak noktaları bulun: "O da senin gibi futbol oynamayı seviyor."

Bu deneyimler çocuğun "biz ve onlar" ayrımını yumuşatır. Böylece empati, yalnızca yakınlara değil, daha geniş bir çevreye de yayılır. Üstelik farklılıklara açık bir çocuk, okulda da yeni arkadaşlıklar kurmakta daha rahat olur.

Kendi duygularınızı göstermek çocuğa ne öğretir?

Kendi duygularınızı göstermek, çocuğa duyguların doğal ve konuşulabilir olduğunu öğretir. Duygularını hiç göstermeyen bir ebeveyn, çocuğa farkında olmadan duyguların saklanması gerektiği mesajını verebilir. Duygularını uygun biçimde paylaşan bir ebeveyn ise çocuğa duygusal bir dil kazandırır.

Elbette bu, yetişkin dertlerinin tamamını çocuğa yüklemek anlamına gelmez. Yaşına uygun, basit ve kısa paylaşımlar yeterlidir. Örneğin "Bugün arkadaşım hastalandı, onun için endişeliyim" demek, çocuğa hem bir duyguyu hem de başkasını önemsemenin nasıl göründüğünü gösterir.

Ayrıca bir hata yaptığınızda bunu kabul etmek ve özür dilemek çok değerlidir. "Sana bağırdığım için üzgünüm, yorgundum ama bu senin suçun değildi" demek, çocuğa onarımın mümkün olduğunu ve başkasının duygusunu önemsediğinizi gösterir. Bu konuyu özür dilemenin neden zor olduğu yazısında daha ayrıntılı ele aldım.

Çocuğunuz başkasını incittiğinde ne yapmalı?

Çocuğunuz başkasını incittiğinde, onu utandırmadan davranışın etkisini görmesine yardım etmek ve zararı onarmanın yolunu birlikte bulmak en etkili yaklaşımdır. Utandırma çocuğu savunmaya iter. Oysa amaç, çocuğun başkasının duygusunu fark etmesi ve sorumluluk almasıdır.

  1. Önce güvenliği sağlayın ve incinen çocuğa ilgi gösterin. Bu da çocuğunuza bir empati modeli sunar.
  2. Çocuğunuz sakinleşene kadar bekleyin; öfkeli bir çocuk düşünemez.
  3. Olayı sakin bir sesle konuşun: "Ne oldu, anlatır mısın?"
  4. Karşı tarafın duygusunu sorun: "Sence o ne hissetti?"
  5. Onarım yolunu birlikte bulun: özür dilemek, bozulan şeyi düzeltmek ya da bir iyilik yapmak.
  6. Bir dahaki sefere ne yapabileceğini konuşun.

Zorla özür dilettirmek çoğu zaman işe yaramaz, çünkü çocuk kelimeleri söyler ama anlamını hissetmez. Bunun yerine çocuğun karşı tarafın duygusunu anlamasına zaman tanımak, daha samimi bir özrü mümkün kılar. Vurma gibi fiziksel davranışların arkasındaki nedenleri anlamak için çocuk neden vurur yazısına göz atabilirsiniz.

Ayrıca çocuğunuzun incittiği kişinin bir akranı olduğu ve bu davranışın tekrar ettiği durumlarda zorbalık ihtimalini de düşünmek gerekir. Akran zorbalığı belirtileri yazısında, zorbalık yapan tarafın işaretlerine de değindim.

Dijital molalar empatiye nasıl alan açar?

Dijital molalar, yüz yüze iletişim ve birlikte durma anları için yer açarak empatiye alan açar. Ekranın kapalı olduğu bir akşam yemeği, ailede herkesin birbirinin gününü dinlemesini sağlar. Bu basit sohbetler, çocuğun başkalarının deneyimlerine kulak vermesini besler.

  • Yemek saatlerini ekransız hâle getirin ve günün "en iyi ve en zor anını" paylaşın.
  • Haftada bir ailece ekransız bir etkinlik yapın: yürüyüş, oyun, birlikte yemek yapmak.
  • Haber izlerken çocuğun yanında acı veren görüntüleri sınırlayın ve izlediklerinizi konuşun.
  • Çocuğunuzla konuşurken telefonu ters çevirin ve göz teması kurun.

Bu molaların amacı ekranı cezalandırmak değil, birbirinize daha çok yer açmaktır. Ekranı tamamen hayattan çıkarmak gerçekçi değildir; ama ekransız anların artması, empatinin gelişmesi için gereken durma anlarını çoğaltır. Üstelik bu molalar yalnızca çocuklara değil, yetişkinlere de iyi gelir. Ekransız bir akşamın sonunda ailece daha sakin ve birbirine daha yakın hissettiğinizi fark edebilirsiniz. Bu his, molaları sürdürmek için en güçlü motivasyon kaynağıdır.

Empati eksikliği ne zaman endişe vericidir?

Empati eksikliği, yaşına göre beklenenin belirgin biçimde altında kalıyor ve uzun süre devam ediyorsa endişe verici olabilir. Örneğin okul çağındaki bir çocuğun başkalarına zarar vermekten sürekli keyif alması, hayvanlara zarar vermesi ya da hiçbir pişmanlık göstermemesi dikkat gerektirir.

Bazı durumlarda çocuk empati kurmak ister ama başkalarının duygularını okumakta zorlanır. Bu, sosyal iletişim alanında farklı bir gelişimle ilgili olabilir. Böyle durumlarda tanı değerlendirmesi için bir çocuk psikiyatri hekimine başvurmanızı öneririm. Psikologlar tanı koymaz; ancak çocuğun sosyal ve duygusal becerilerini destekleyecek bir süreç planlayabilir.

Ebeveyn danışmanlığı görüşmelerinde, evde empatiyi destekleyecek rutinleri ve çocuğunuzun ihtiyacına uygun yaklaşımları birlikte ele alabiliriz. Bu görüşmeleri Serdivan'daki ofisimde ya da çevrim içi olarak yürütüyorum.

Kendinize kızmadan nasıl başlarsınız?

Kendinize kızmadan başlamak için mükemmel olmayı değil, fark etmeyi hedefleyin. Bu yazıyı okurken kendi kurduğunuz cümlelerden bazılarını hatırlamış olabilirsiniz. Bu çok doğaldır; çoğumuz bu cümleleri kendi ebeveynlerimizden duyduk ve farkında olmadan tekrarlıyoruz.

Önemli olan, bugünden itibaren küçük bir değişiklik yapmaktır. Belki bu akşam yemekte telefonu kenara koyarsınız. Belki çocuğunuz ağladığında "Ağlama" yerine "Buradayım" dersiniz. Bu küçük adımlar, çocuğunuzun empati kasını çalıştırır.

Kısacası çocuklara empati öğretmek uzun bir yolculuktur ve bu yolculukta mükemmel bir rehber olmanız gerekmez. Çocuğunuz, sizin hatalarınızı onarışınızı da izler ve bundan çok şey öğrenir. Empati, en çok da bu tür samimi anlarda büyür.

Bu konuda ailenize özgü adımları birlikte konuşmak isterseniz, online randevu sayfasından görüşme zamanı seçebilirsiniz.

Sıkça sorulan sorular

Empati doğuştan mı gelir, sonradan mı öğrenilir?

Empati hem doğuştan gelen bir eğilime hem de sonradan gelişen becerilere dayanır. Bebekler bile başka bir bebek ağladığında tepki verir. Ancak başkasının bakış açısını anlamak ve şefkatle davranmak, yetişkinleri izleyerek ve tekrar ederek gelişir. Bu nedenle ev ortamı ve ebeveyn örnekliği empatinin gelişiminde çok önemlidir.

Kaç yaşındaki çocuk empati kurabilir?

Empatinin ilk izleri bebeklikte görülür. İki ile dört yaş arasında çocuklar üzgün birine oyuncak getirmek gibi basit teselli girişimlerinde bulunur. Dört ile altı yaş arasında başkasının farklı düşünebileceğini anlamaya başlarlar. Daha karmaşık empati becerileri okul çağında ve ergenlikte gelişmeye devam eder.

Çocuğa zorla özür dilettirmek doğru mu?

Zorla özür dilettirmek çoğu zaman işe yaramaz; çocuk kelimeleri söyler ama anlamını hissetmez. Bunun yerine önce çocuğun sakinleşmesini bekleyin, sonra karşı tarafın ne hissettiğini konuşun. Çocuk duyguyu anladığında daha samimi bir özür dileyebilir ya da zararı onarmak için başka bir yol bulabilir.

Ekran çocuklarda empatiyi azaltır mı?

Ekranın kendisi empatiyi yok etmez, ancak hızlı içerikler ve yüz yüze iletişimin azalması empatiyi kullanma fırsatlarını daraltabilir. Doğru içerikler ise farklı hayatları tanıtarak empatiyi besleyebilir. Önemli olan ekranın yüz yüze ilişkilerin yerini almaması ve izlenenlerin birlikte konuşulmasıdır. Birlikte izleyip konuşmak empatiyi besler.

Empati eksikliği olan çocuk için ne zaman destek almalı?

Çocuğunuz yaşına göre beklenenin belirgin altında empati gösteriyor, başkalarına zarar vermekten sürekli keyif alıyor ya da hiç pişmanlık göstermiyorsa destek almayı düşünebilirsiniz. Başkalarının duygularını okumakta zorlanma da bir uzmanla konuşmayı gerektirebilir. Tanı değerlendirmesi için çocuk psikiyatri hekimine başvurabilirsiniz. Ebeveyn danışmanlığı da evdeki adımları planlamanıza yardım eder.

Burak Uysal
Burak Uysal Psikolog

Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu. Serdivan'daki ofisinde çocuklar, ergenler, ebeveynler, yetişkinler ve çiftlerle psikolojik danışmanlık görüşmeleri yürütür.

Yayın: 30 Ağustos 2026 Son güncelleme: 15 Ekim 2026 İçerik editörü: destek@burakuysal.org Hakkında daha fazla

Acil bir durumdaysanız kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa hemen 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun. Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi yerine geçmez.

Bu konuda destek

Benzer yazılar

WhatsApp ile yazın Instagram'da takip et@psikologburakuysal