Bu sayfada (18 bölüm)
- Çocuklarda Karanlık Korkusu Nedir?
- Çocuklarda Karanlık Korkusu Hangi Yaşlarda Ortaya Çıkar?
- Çocuk Neden Karanlıktan Korkar? Hayal Gücü ve Canavarlar
- Korkulu Bir Film ya da Haber Sonrası Korku Neden Artar?
- Stresli Olaylar Karanlık Korkusunu Nasıl Tetikler?
- Karanlık Korkusu, Kabus ve Gece Terörü Arasındaki Fark Nedir?
- Çocuğun Korkusunu Nasıl Karşılamalısınız?
- Yatma Rutini Karanlık Korkusuna Nasıl İyi Gelir?
- Gece Lambası Kullanmak Doğru mu?
- Adım Adım Cesaret: Kademeli Alıştırmayı Nasıl Uygularsınız?
- “Canavar Spreyi” Gibi Oyunlar İşe Yarar mı?
- Gün İçinde Karanlıkla Oyun Oynamak Mümkün mü?
- Hangi Tepkiler Korkuyu Büyütür?
- Çocuk Ebeveynin Yatağına Gelmek İsterse Ne Yapmalı?
- Çocuklarda Karanlık Korkusu Ebeveynleri Neden Zorlar?
- Çocuklarda Karanlık Korkusu Ne Zaman Destek Gerektirir?
- Psikolojik Danışmanlıkta Karanlık Korkusuyla Nasıl Çalışırız?
- Sıkça sorulan sorular

Çocuklarda karanlık korkusu, gelişen hayal gücü ve belirsizlik duygusuyla özellikle okul öncesi dönemde sık görülen ve çoğu zaman geçici bir korkudur. Korkulu içerikler ve stresli olaylar onu artırabilir. Duyguyu kabul etmek, sabit bir yatma rutini, loş bir gece lambası ve küçük adımlarla ilerlemek yardımcı olur; korku günlük hayatı kısıtlıyorsa uzman desteği önerilir.
Çocuklarda Karanlık Korkusu Nedir?
Çocuklarda karanlık korkusu, ışık kapandığında çocuğun huzursuzlanması, yalnız kalmak istememesi ve odada bir tehlike varmış gibi tedirgin olmasıdır. Çoğu zaman gelişimin olağan bir parçasıdır. Çocuğun hayal gücü büyürken gerçek ile hayali ayırma becerisi henüz tam oturmadığı için karanlık, belirsizlik ve tehlike anlamı taşır.
Danışmanlığımda anne babalardan bu konuyu çoğu zaman şu cümleyle dinliyorum: “Işığı kapatır kapatmaz ağlıyor, odasında bir şey olduğunu söylüyor.” Bu cümlenin arkasında hem yorgunluk hem de endişe vardır. Ancak çoğu durumda karanlıktan korkan çocuk, dünyayı daha karmaşık biçimde algılamaya başlayan bir çocuktur. Yazıdaki örnekler, ailelerin izniyle kimliği tanınmaz hale getirilmiş ve genel bir çerçeveye taşınmış deneyimlerden oluşuyor.
Bu rehberde karanlık korkusunun hangi yaşlarda belirginleştiğini, neden ortaya çıktığını ve korkulu bir içerik ya da stresli bir olay sonrasında neden arttığını ele alacağım. Ardından evde işe yarayan adımları, kaçınmanız gereken tepkileri ve korkunun hangi noktada bir uzmanla konuşmayı gerektirdiğini birlikte konuşacağız. Böylece çocuğunuzun gece duyduğu korkuya daha sakin ve daha bilinçli bir yerden yaklaşabileceksiniz.
Çocuklarda Karanlık Korkusu Hangi Yaşlarda Ortaya Çıkar?
Karanlık korkusu çoğu çocukta 2 yaş civarında ilk işaretlerini verir ve okul öncesi dönemde belirginleşir. Çünkü bu yaşlarda hayal gücü hızla gelişir, ama çocuk zihninde canlandırdığı şeylerin gerçek olmadığını henüz kesin olarak bilemez. Okul çağında korku genellikle azalır, yine de değişen biçimlerde sürebilir. Aşağıdaki tablo, yaşa göre sık karşılaştığım tabloyu özetliyor:
| Yaş dönemi | Korkunun sık görülen biçimi | Ebeveyn için ipucu |
|---|---|---|
| 2 ile 3 yaş arası | Işık kapanınca ağlama, ebeveyni odada tutmak isteme | Kısa ve sabit bir yatma rutini, yumuşak bir gece lambası |
| 3 ile 6 yaş arası | Canavar, hayalet, yatak altında ya da dolapta bir şey olduğu düşüncesi | Korkuyu dinlemek, oyunla ve hikayeyle güven vermek |
| 6 ile 9 yaş arası | Hırsız, kötü insanlar, haberlerde duyulan tehlikeler | Gerçekçi bilgi vermek, evin güvenlik düzenini birlikte gözden geçirmek |
| 9 yaş ve sonrası | Yalnız kalma kaygısı, korkulu içeriklerin akılda dönmesi | Düşünceleri konuşmak, sakinleşme becerileri öğretmek |
Tablodaki yaşlar kesin sınırlar değildir. Mizacı daha temkinli olan bir çocuk korkuyu daha uzun süre taşıyabilir. Öte yandan bir taşınma ya da ailede yaşanan bir değişiklik, korkunun beklenenden daha geç bir yaşta yeniden belirmesine yol açabilir. Önemli olan tek bir geceye değil, haftalar boyunca süren genel eğilime bakmaktır. Ayrıca kız ve erkek çocuklar arasında bu açıdan belirgin bir fark beklemek doğru olmaz; her çocuğun kendi ritmi vardır. Kısacası korkunun varlığından çok, onunla nasıl baş ettiği bize daha fazla şey anlatır.
Çocuk Neden Karanlıktan Korkar? Hayal Gücü ve Canavarlar
Karanlıkta görme duyusu geri çekilir ve geriye sesler, gölgeler ve belirsiz şekiller kalır. Yetişkin bir zihin bu boşluğu deneyimle doldurur: dolabın gıcırtısının ahşaptan, perdedeki gölgenin ağaçtan geldiğini bilir. Küçük çocuk ise aynı boşluğu hayal gücüyle doldurur. Böylece sandalyenin üstündeki ceket bir anda bir yaratığa dönüşebilir.
Okul öncesi dönemdeki çocuklar düşünce ile gerçeği zaman zaman iç içe yaşar. Psikolojide büyüsel düşünce olarak bilinen bu eğilimde çocuk, bir şeyi düşünmenin onu gerçekleştirebileceğine inanabilir. Dolayısıyla “Canavarı düşünürsem gelir” fikri, onun için oldukça gerçek bir tehdittir. Ayrıca bu yaşlarda çocuk, kendi küçüklüğünün ve ebeveynine bağımlılığının daha çok farkına varır.
Bu nedenle canavar korkusunu saçma bir fikir gibi görmek yerine gelişen bir zihnin işareti olarak düşünmek yardımcı olur. Çocuk yeni şeyler hayal edebiliyor, olasılıkları kurabiliyor ve tehlikeyi önceden sezmeye çalışıyor. Bizim görevimiz bu beceriyi bastırmak değil, onu güvenle yönetmesine eşlik etmektir. Örneğin canavarın neye benzediğini sorup resmini çizdirmek, belirsiz bir korkuyu somut ve konuşulabilir bir şeye dönüştürür. Zamanla çocuk, hayal ettiği şeyin gerçek olmadığını kendi deneyimiyle öğrenir.
Korkulu Bir Film ya da Haber Sonrası Korku Neden Artar?
Çocuk gündüz izlediği korkulu bir sahneyi gece yatağında yeniden canlandırabilir. Yetişkin için sıradan görünen bir çizgi film sahnesi, bir kötü karakter ya da bir oyundaki karanlık bir bölüm, küçük bir çocuğun zihninde günlerce dönebilir. Özellikle yatmadan hemen önce izlenen içerikler uykuya geçişi zorlaştırır.
Haberler de benzer bir etki yaratır. Deprem, kaza ya da savaş görüntüleri çocuğun dünyayı daha tehlikeli bir yer olarak algılamasına yol açabilir. Çocuk bu kaygıyı çoğu zaman doğrudan anlatamaz; onun yerine akşamları ışığın açık kalmasını ister. Bu konuyu savaş haberlerinin çocukları nasıl etkilediğini anlattığım yazıda daha ayrıntılı ele aldım.
Yapabileceğiniz en basit adım, akşam saatlerinde ekran içeriğini sakinleştirici türlere kaydırmaktır. Ardından çocuğunuz korkulu bir şey gördüyse onu konuşmaya davet edin: “Bugün izlediğin sahne aklında mı?” gibi açık bir soru, çoğu zaman kapıyı aralar. Böylece korku zihinde büyümek yerine sözcüklere dökülür ve küçülmeye başlar.
Stresli Olaylar Karanlık Korkusunu Nasıl Tetikler?
Karanlık korkusu bazen bir değişimin ardından aniden ortaya çıkar ya da geçmişte azalmışken geri döner. Yeni bir kardeş, okula başlama, taşınma, ebeveynlerden birinin uzun süre evden uzak kalması ya da bir kayıp, çocuğun güven duygusunu sarsabilir. Gündüz bu kaygıyı oyunla ve etkinliklerle dengeleyen çocuk, gece yalnız kaldığında onunla baş başa kalır.
Örneğin okula yeni başlayan bir çocuk, gün boyu ebeveyninden ayrı kalmanın getirdiği gerilimi akşam yatakta yaşayabilir. Bu durumda asıl mesele karanlığın kendisi değil, ayrılık ve belirsizlik duygusudur. Ebeveynden ayrılmakla ilgili yoğun bir kaygı görüyorsanız ayrılık kaygısı sayfasında ek bilgi bulabilirsiniz.
Böyle dönemlerde korkuya doğrudan odaklanmak kadar, çocuğun gün içinde yaşadığı değişimi konuşmak da önemlidir. Ayrıca evdeki düzeni mümkün olduğunca sabit tutmak, çocuğa dünyanın hâlâ öngörülebilir olduğu mesajını verir. Çoğu çocukta değişime uyum sağladıkça gece korkuları da yavaş yavaş azalır. Yine de bu dönemde sabırlı olmak gerekir, çünkü yeni düzenin oturması birkaç hafta sürebilir.
Karanlık Korkusu, Kabus ve Gece Terörü Arasındaki Fark Nedir?
Aileler bu üç durumu zaman zaman birbirine karıştırır. Karanlık korkusu, çocuk uyanıkken ve uykuya geçmeden önce yaşanır. Çocuk neden korktuğunu anlatabilir, ışığın açık kalmasını ya da sizin yanında olmanızı ister. Kabus ise uykunun ileri saatlerinde görülen korkutucu bir rüyadır; çocuk uyanır, rüyayı hatırlar ve teselli arar.
Gece terörü ise farklıdır. Çocuk genellikle gecenin ilk saatlerinde çığlık atarak doğrulur, gözleri açık olsa bile tam uyanık değildir ve sabah olayı çoğunlukla hatırlamaz. Bu iki gece olayını, yani kabusları ve gece terörünü, çocuklarda gece terörü ve kabuslar yazısında ayrıntılı biçimde anlattım; burada yalnızca uyumadan önce yaşanan korkuya odaklanıyorum.
Bu ayrımı yapmak önemlidir, çünkü her durumun yanıtı farklıdır. Karanlık korkusunda çocukla konuşmak ve ona beceri kazandırmak işe yarar. Gece teröründe ise çocuğu uyandırmaya çalışmak yerine güvenliğini sağlayıp olayın geçmesini beklemek çoğu zaman daha uygundur. Yine de bazı çocuklarda bu durumlar bir arada görülebilir. Hangisini yaşadığınızdan emin değilseniz birkaç hafta boyunca kısa bir uyku günlüğü tutmak, örüntüyü fark etmenizi kolaylaştırır. Ardından bu notları bir uzmanla paylaşmak, değerlendirmeyi de hızlandırır.
Çocuğun Korkusunu Nasıl Karşılamalısınız?
İlk adım, korkuyu ciddiye aldığınızı göstermektir. Canavarın gerçek olmadığını siz bilirsiniz, ama çocuğun hissettiği korku gerçektir. Duyguyu kabul etmek, çocuğun sakinleşmesinin ön koşuludur. Aşağıdaki cümleler, korkuyu onaylarken güven vermenize yardım eder:
- “Karanlıkta korktuğunu görüyorum, bu çok zor bir duygu olmalı.”
- “Birçok çocuk senin yaşında karanlıktan korkar, sen yalnız değilsin.”
- “Ben buradayım ve evimiz güvende, birlikte sakinleşebiliriz.”
- “Korkunu bana anlattığın için teşekkür ederim, neye benzediğini çizmek ister misin?”
- “Bu gece birlikte küçük bir adım deneyelim, hazır olduğunda bana söyle.”
Bu cümlelerin ortak noktası, duyguyu küçümsememesi ama korkunun büyümesine de alan açmamasıdır. Örneğin “Korkacak bir şey yok” demek iyi niyetlidir, yine de çocuk bunu “Hissettiğin şey yanlış” biçiminde algılayabilir. Önce duyguyu adlandırmak, ardından güven vermek çoğu zaman daha hızlı sonuç verir. Ayrıca sesinizin tonu da sözcükleriniz kadar önemlidir; sakin ve yavaş bir ses, çocuğun bedenine de güvende olduğunu anlatır.
Yatma Rutini Karanlık Korkusuna Nasıl İyi Gelir?
Öngörülebilir bir akşam düzeni, çocuğun sinir sistemine güvende olduğu mesajını verir. Her akşam benzer sırayla ilerleyen banyo, pijama, diş fırçalama, kitap ve sarılma gibi adımlar, uykuya geçişi daha yumuşak hale getirir. Çocuk sıradaki adımı bildiğinde belirsizlik azalır, dolayısıyla korkuya yer kalmaz.
Rutinin son bölümünü sakin ve yakın bir zamana ayırmanızı öneririm. Gün içinde onu neyin mutlu ettiğini konuşmak, kısa bir nefes oyunu yapmak ya da sevdiği bir hikayeyi okumak, zihnini korkudan uzaklaştırır. Özellikle yatmadan önceki saatte ekranları kapatmak, hem korkulu içerikleri hem de uykuyu geciktiren uyarılmayı azaltır.
Rutinin süresini de makul tutmak gerekir. Uzayan ve her akşam yeni isteklerle büyüyen bir yatma süreci, çocuğa korkunun ertelemeye dönüşebileceğini öğretebilir. Bu yüzden sınırları sevgiyle ama net biçimde koymak önemlidir. Örneğin “İki kitap okuyacağız, sonra ışığı kısacağız” gibi önceden konuşulmuş bir plan, akşam pazarlıklarını azaltır. Böylece çocuk ne bekleyeceğini bilir ve akşamın sonu bir mücadele yerine sakin bir kapanışa dönüşür.
Gece Lambası Kullanmak Doğru mu?
Pek çok aile gece lambasının korkuyu besleyeceğinden çekinir. Oysa yumuşak ve loş bir ışık, çocuğun odayı tanıyabilmesini ve gölgelerin gerçek nesnelere ait olduğunu görmesini sağlar. Bu anlamda gece lambası, korkuyla baş etmeyi öğrenirken kullanılan geçici bir destek gibidir. Çocuğunuz ışık açık uyumak istiyorsa bunu bir başarısızlık olarak görmenize gerek yok.
Yine de ışığın türü önemlidir. Göze doğrudan gelmeyen, sıcak tonlu ve düşük parlaklıkta bir lamba hem uykuyu daha az bozar hem de odada keskin gölgeler oluşturmaz. Tavan ışığını bütün gece açık bırakmak ise uykunun kalitesini düşürebilir. Ayrıca koridor ışığını açık bırakıp kapıyı aralamak da birçok çocuk için yeterli bir güven kaynağı olur.
Zamanla ışığı biraz daha kısmak ya da lambayı yataktan uzak bir köşeye taşımak, kademeli ilerlemenin doğal bir parçasıdır. Çocuğunuzu bu kararlara ortak etmeniz, ona kontrol duygusu verir. Üstelik kendi seçtiği bir lamba ya da yıldızlı bir ışık, korkutucu olan karanlığı daha sevimli bir ortama dönüştürebilir.
Adım Adım Cesaret: Kademeli Alıştırmayı Nasıl Uygularsınız?
Korkudan tamamen kaçınmak kısa vadede rahatlatır, ama uzun vadede korkuyu büyütür. Öte yandan çocuğu bir anda karanlığa bırakmak da güvenini sarsar. En dengeli yol, çocuğun baş edebileceği küçük adımlarla ilerlemektir. Psikolojide sistematik duyarsızlaştırma olarak bilinen yaklaşımın temelinde de bu mantık yatar. Örnek bir sıralama şöyle olabilir:
- İlk hafta ebeveyn çocuk uyuyana kadar yatağın yanında oturur, ışık loş kalır
- Ardından ebeveyn sandalyesini birkaç gece arayla kapıya doğru yaklaştırır
- Sonraki aşamada ebeveyn kısa süreler için odadan çıkar ve söz verdiği gibi geri döner
- Işık bir kademe kısılır ya da lamba yataktan uzaklaştırılır
- Çocuk her başarılı adımda sözlü olarak takdir görür, küçük bir çıkartma tablosu da eklenebilir
Her adımda çocuğun hazır olup olmadığına bakmak gerekir. Bir aşama zorlaştığında bir önceki adıma dönmek geri gitmek değildir; aksine güveni yeniden kurmanın bir yoludur. Önemli olan sözünüzü tutmanızdır. Örneğin “Beş dakika sonra kontrol etmeye geleceğim” dediyseniz gerçekten gelmeniz, çocuğun size ve kendine olan güvenini büyütür. Böylece her küçük başarı, bir sonraki adım için cesaret kaynağı olur.
“Canavar Spreyi” Gibi Oyunlar İşe Yarar mı?
Bazı aileler, içine su ve birkaç damla lavanta konmuş bir şişeyi “canavar spreyi” olarak kullanır. Bu tür oyunlar kısa vadede çocuğa kontrol duygusu verebilir. Çünkü çocuk, korkuyla pasif biçimde karşılaşmak yerine bir şey yapabildiğini hisseder. Yine de bu yöntemi dikkatle kullanmak gerekir.
Sorun şudur: Canavar spreyi, farkında olmadan canavarın gerçek olduğu mesajını da verebilir. “Canavar varsa sprey gerekir” düşüncesi, bazı çocuklarda korkuyu pekiştirebilir. Bu yüzden oyunu bir hayal oyunu olarak çerçevelemek önemlidir. Örneğin “Biliyorum canavarlar gerçek değil, ama bu sprey sana cesur hissettiriyorsa birlikte oynayabiliriz” demek, gerçek ile hayali ayrı tutar.
Benzer biçimde bir oyuncak ayıya “gece bekçisi” rolü vermek ya da korkulan yaratığın komik bir resmini çizmek de işe yarar. Çocuk korktuğu şeye isim verip onu gülünç bir hale getirdiğinde, korkunun gücü azalır. Ayrıca sevdiği bir battaniye ya da oyuncak, ebeveynden ayrı kalma anlarında güven veren bir geçiş nesnesi işlevi görür. Çocuk bu nesneyi kendisi seçtiğinde ona daha kolay bağlanır ve gece uyandığında onu yanında bulmak, ebeveynini çağırma ihtiyacını da zamanla azaltır. Amaç oyunla korkuyu yönetmeyi öğretmek, korkuyu büyütmek değildir.
Gün İçinde Karanlıkla Oyun Oynamak Mümkün mü?
Evet, ve çoğu zaman oldukça etkilidir. Karanlık korkusuyla baş etmenin en rahat yolu, karanlığı gece dışında ve eğlenceli bir bağlamda deneyimlemektir. Gündüz perdeleri kapatıp el feneriyle hazine avı yapmak, battaniyeden bir çadır kurup içinde hikaye okumak ya da duvara el gölgeleriyle hayvanlar yansıtmak, karanlığı tanıdık bir oyun alanına dönüştürür.
Bu oyunlarda kontrol çocuktadır. Feneri o tutar, ışığı ne zaman açacağına o karar verir. Böylece karanlıkta da güvende olabileceğini kendi deneyimiyle öğrenir. Ayrıca gölgelerin nasıl oluştuğunu birlikte keşfetmek, gece odasındaki şekillerin aslında sıradan nesnelerden geldiğini anlamasına yardım eder.
Oyunları kısa tutmak ve çocuğun istediği anda bırakmasına izin vermek önemlidir. Zorla sürdürülen bir oyun, alıştırma değil yeni bir korku deneyimine dönüşebilir. Üstelik bu tür etkinlikler, ebeveyn ile çocuk arasında keyifli ve yakın bir zaman da yaratır. Bu yakınlık, gece geldiğinde çocuğa güven veren bir anı olarak zihninde kalır. Ayrıca bu oyunları birkaç gün arayla tekrarlamak, karanlıkla kurulan olumlu bağı daha kalıcı hale getirir.
Hangi Tepkiler Korkuyu Büyütür?
Yorgun bir akşamın sonunda sabırlı kalmak kolay değildir. Yine de bazı tepkiler, iyi niyetle bile olsa korkuyu kalıcı hale getirebilir. Danışmanlıkta sık karşılaştığım ve kaçınmanızı önerdiğim tutumlar şunlardır:
- Alay etmek ya da “Koca çocuk oldun, hâlâ mı korkuyorsun?” gibi utandırıcı cümleler kurmak
- Çocuğu korkusunun üstüne zorla göndermek, örneğin ağlarken ışığı kapatıp kapıyı kilitlemek
- “Uyumazsan öcü gelir” ya da “Seni polise veririm” gibi korkutucu tehditlerle sözünü dinletmeye çalışmak
- Kardeşlerin ya da akrabaların önünde çocuğun korkusunu şakaya dönüştürmek
- Her gece farklı bir kural uygulamak, bir gün ışığı açık bırakıp ertesi gün kesinlikle yasaklamak
- Korkuyu tamamen görmezden gelip çocuğu tek başına sakinleşmeye bırakmak
Bu tepkilerin ortak etkisi, çocuğun korkusunu saklamayı öğrenmesidir. Korku ise saklandığında azalmaz, yalnızca sessizleşir. Özellikle korkutucu tehditler, çocuğun zihnine yeni ve daha somut korku figürleri ekler. Ayrıca kendinizi bu tepkilerden birini verirken yakalarsanız suçluluk duymak yerine çocuğunuzla onarım yapabilirsiniz: “Dün akşam sana sert konuştum, korkunu anlamak istiyorum” demek ilişkiyi güçlendirir.
Çocuk Ebeveynin Yatağına Gelmek İsterse Ne Yapmalı?
Karanlıktan korkan çocukların birçoğu gece uyanıp ebeveyninin yatağına gelmek ister. Bu istek çoğu zaman korkunun doğal bir uzantısıdır. Ancak her gece aynı biçimde tekrarlanırsa hem çocuğun hem de ebeveynlerin uykusu bozulabilir. Bu noktada ailenin kendi değerlerine uygun, tutarlı bir karar vermesi önemlidir.
Bazı aileler çocuğu sakin bir biçimde kendi odasına geri götürüp kısa bir süre yanında kalmayı tercih eder. Kimi aileler ise geçici olarak çocuğun odasına bir yatak ya da minder koyar. Hangi yolu seçerseniz seçin, tutarlı olmak sonucu belirler. Kendi yatağında uyumaya geçiş sürecini çocuğum kendi yatağında uyumuyor başlıklı yazıda adım adım anlattım; burada aynı adımları tekrarlamıyorum.
Dikkat edilmesi gereken bir nokta da şudur: Çocuğun yatağınıza gelme isteği yalnızca karanlıkla ilgili değil, gün içinde yeterince yakınlık bulamamasıyla da ilgili olabilir. Bu yüzden gündüz kısa ama kesintisiz bir bire bir zaman ayırmak, gece yakınlık arayışını azaltabilir. Böylece çocuk sevginin gece de gündüz de var olduğunu hisseder. Üstelik sabah uyandığında gece kendi yatağında kaldığı için onu takdir etmek, ertesi gece için motivasyonunu artırır.
Çocuklarda Karanlık Korkusu Ebeveynleri Neden Zorlar?
Çocuklarda karanlık korkusu yalnızca çocuğu değil, tüm aileyi etkiler. Uzayan yatma saatleri, bölünen uykular ve her gece tekrarlanan pazarlıklar ebeveyni yorar. Yorgunluk arttıkça sabır azalır ve çoğu zaman sonradan pişman olunan tepkiler ortaya çıkar. Bu döngü oldukça yaygındır ve iyi bir ebeveyn olmadığınız anlamına gelmez.
Bazı ebeveynler kendi çocukluklarındaki korkuları hatırlar ya da çocuklarının korkusunda kendi kaygılarını görür. Örneğin kendisi de karanlıktan hoşlanmayan bir anne, farkında olmadan çocuğuna aynı tedirginliği yansıtabilir. Çocuklar ebeveynlerinin bedenini ve sesini dikkatle okur; dolayısıyla sizin sakinliğiniz onların sakinliğine dönüşür.
Eşler arasında görev paylaşımı yapmak, bazı geceleri dönüşümlü üstlenmek ve kendinize kısa da olsa dinlenme alanı açmak bu süreci kolaylaştırır. Ayrıca iki ebeveynin aynı yaklaşımı benimsemesi çok önemlidir. Biri ışığı açık bırakırken diğeri kesinlikle kapatıyorsa çocuk kafası karışık ve daha kaygılı kalır. Kısacası önce ebeveynler arasında ortak bir plan kurmak, çocuk için de güvenli bir zemin oluşturur.
Çocuklarda Karanlık Korkusu Ne Zaman Destek Gerektirir?
Çoğu çocukta karanlık korkusu sabır, rutin ve küçük adımlarla zamanla azalır. Yine de bazı durumlarda korku gelişimsel sınırların ötesine geçer ve günlük hayatı belirgin biçimde kısıtlar. Şu işaretleri gördüğünüzde bir çocuk psikoloğundan ya da psikolojik danışmandan destek almanızı öneririm:
- Okul çağının ilerleyen yıllarında olmasına rağmen çocuk hiçbir koşulda yalnız uyuyamıyorsa
- Karanlık ya da gece düşüncesi çarpıntı, nefes darlığı, titreme gibi panik benzeri tepkilere yol açıyorsa
- Çocuk arkadaşında yatıya kalma, kamp gibi yaşına uygun etkinliklerden korku yüzünden sürekli kaçınıyorsa
- Korku gündüze de taşıyor, çocuk akşam olmadan saatlerce geceyi düşünüp kaygılanıyorsa
- Uykusuzluk okul performansını, ruh halini ya da aile düzenini haftalardır olumsuz etkiliyorsa
- Korku bir kaza, kayıp ya da çok sarsıcı bir olayın ardından başladıysa
Bu işaretler çocuğunuzda mutlaka ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmez. Ancak yoğun ve uzun süren korkular, daha geniş bir kaygı tablosunun parçası olabilir. Çocuklardaki kaygı ve korkuların farklı biçimlerini çocuklarda kaygı ve korkular sayfasında bulabilirsiniz. Ayrıca uyku sorunlarında bedensel bir nedeni dışlamak için çocuk doktorunun değerlendirmesi de önemli bir adımdır.
Destek almak, çocuğunuzun “sorunlu” olduğu anlamına gelmez. Çoğu ailede tablo oldukça sakindir ve birkaç görüşmelik bir rehberlik bile akşamları belirgin biçimde rahatlatabilir. Üstelik erken atılan bu adım, korkunun yerleşip daha geniş bir kaçınma örüntüsüne dönüşmesini önler. Ayrıca ebeveyn olarak neyin olağan, neyin dikkat isteyen bir durum olduğunu netleştirmek, sizin kaygınızı da azaltır.
Psikolojik Danışmanlıkta Karanlık Korkusuyla Nasıl Çalışırız?
Bu süreçte çalışmalarımı çocuk ve aile birlikte olacak biçimde planlarım. İlk görüşmede ebeveynlerle korkunun ne zaman başladığını, hangi durumlarda arttığını ve evdeki akşam düzenini konuşuruz. Ardından çocukla oyun, resim ve hikaye temelli görüşmeler yaparak korkunun onun zihninde neye benzediğini anlamaya çalışırım. Çünkü küçük çocuklar korkularını çoğu zaman sözcüklerden çok oyunla anlatır. Gerekirse okulla da iş birliği yaparak çocuğun gün içindeki kaygısını birlikte değerlendiririz.
Daha sonra çocuğun yaşına uygun sakinleşme becerileri, korkuyu küçülten hikayeler ve evde uygulanabilecek kademeli bir plan üzerinde birlikte çalışırız. Ebeveyn tarafındaki çalışmayı ebeveyn danışmanlığı kapsamında sürdürürüz; amaç akşamları hem çocuk hem de aile için daha sakin bir zamana dönüştürmektir. Böylece çocuk karanlıkla değil, kendi cesaretiyle tanışır.
Çocuğunuzun korkusu için bir değerlendirme ya da destek düşünüyorsanız, Sakarya'da çocuk ve ergen psikoloğu arayışınızda Psikolog Burak Uysal ile Serdivan ofisinde yüz yüze görüşebilirsiniz. Uygun durumlarda ebeveyn görüşmelerini online olarak da yapabiliriz. Görüşme planlamak için online randevu sayfasını kullanabilirsiniz.
Sıkça sorulan sorular
Çocuğumun ışık açık uyuması zararlı mı?
Loş ve sıcak tonlu bir gece lambası çoğu çocuk için sorun yaratmaz; aksine korkuyla baş etmeyi öğrenirken geçici bir destek olur. Tavan ışığını bütün gece açık bırakmak ise uyku kalitesini düşürebilir. Zamanla ışığı kısmak ya da lambayı yataktan uzaklaştırmak, çocuğun karanlığa kendi hızında alışmasına yardım eder ve bu süreçte çocuğu kararlara ortak etmek de işe yarar.
Karanlık korkusu kaç yaşında geçer?
Karanlık korkusu çoğu çocukta okul öncesi dönemde belirginleşir ve okul çağının ilk yıllarında yavaş yavaş azalır. Yine de süre çocuğun mizacına, yaşadığı değişimlere ve evdeki yaklaşıma göre farklılaşır. Bazı çocuklarda stresli bir dönemde korku geçici olarak geri dönebilir. Genel eğilim azalma yönündeyse süreç sağlıklı ilerliyor demektir.
Canavar olmadığını söylemek yeterli mi?
Çoğu zaman yeterli olmaz, çünkü çocuğun hissettiği korku gerçektir. Önce duyguyu kabul etmek, örneğin “Korktuğunu görüyorum” demek, ardından güven vermek daha etkilidir. Canavarların gerçek olmadığını sakin bir dille anlatabilirsiniz, ama bunu korkuyu küçümseyen bir tonda yapmamak gerekir. Gündüz gölge oyunları da çocuğun bunu deneyimle öğrenmesine yardım eder.
Korkulu bir film izledikten sonra uyuyamıyor, ne yapmalıyım?
Önce izlediği sahneyi konuşmaya davet edin ve korkusunu dinleyin. Sahnenin nasıl çekildiğini, karakterlerin oyuncu olduğunu yaşına uygun biçimde anlatmak işe yarayabilir. O gece yatma rutinini biraz uzatıp yanında kalmanız da normaldir. Sonraki günlerde akşam saatlerinde ekran içeriğini sakinleştirici türlere kaydırmanızı ve yatmadan önce ekranı kapatmanızı öneririm.
Ergen çocuğum hâlâ karanlıktan korkuyor, bu normal mi?
Ergenlikte de zaman zaman karanlıkta tedirginlik görülebilir, özellikle korkulu içerikler ya da stresli dönemler sonrasında. Ancak korku yalnız uyumayı tamamen engelliyor, panik benzeri tepkilere yol açıyor ya da yaşına uygun etkinliklerden kaçınmaya neden oluyorsa bir uzmanla konuşmak yerinde olur. Bu tür korkular, daha geniş bir kaygının parçası olabilir.
Karanlık korkusu için ne zaman uzmana başvurmalıyım?
Korku aylardır azalmıyorsa, okul çağının ilerleyen yıllarında çocuk hiçbir koşulda yalnız uyuyamıyorsa, panik benzeri tepkiler görülüyorsa ya da uykusuzluk okul ve aile düzenini etkiliyorsa bir uzmanla görüşmek yerinde olur. Korkunun sarsıcı bir olayın ardından başlaması da destek almak için önemli bir nedendir. Erken destek süreci kısaltır.

Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu. Serdivan'daki ofisinde çocuklar, ergenler, ebeveynler, yetişkinler ve çiftlerle psikolojik danışmanlık görüşmeleri yürütür.
Acil bir durumdaysanız kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa hemen 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun. Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi yerine geçmez.
Bu konuda destek
Benzer yazılar

Çocuklarda Saç Yolma (Trikotilomani) Neden Olur?
Çocuklarda saç yolma neden olur? Saç, kaş ve kirpik çekmenin nedenleri, geçici alışkanlıktan farkı, azarlamanın etkisi ve evde atılacak…
1 Kasım 2026 · 16 dk okuma
Çocuğum Ödev Yaparken Ağlıyor: Ödev Krizi Nasıl Çözülür?
Ödev krizi neden olur? Ağlama, oyalanma ve “yapamıyorum” cümlelerinin nedenleri, kriz anında ne yapmalı ve sakin bir ödev rutini nasıl…
1 Kasım 2026 · 16 dk okuma
Çocuklarda Takıntılı Davranışlar: Ne Zaman Normal, Ne Zaman Değil?
Çocuklarda takıntılı davranışlar ne zaman normaldir? El yıkama, kontrol etme, sayma ve güvence isteme döngüsü, ailenin tutumu ve destek…
1 Kasım 2026 · 16 dk okuma