Bu sayfada (9 bölüm)
- Çocuklarda kaygı ve korku nedir?
- Yaşa göre hangi korkular olağandır, hangi işaretler dikkat gerektirir?
- Kaygının olası nedenleri nelerdir?
- Evde neler yapabilirsiniz?
- Ne zaman bir uzmana başvurmalısınız?
- Psikolojik danışmanlık sürecinde neler olur?
- Hangi durumlarda psikiyatri hekimine yönlendirilir?
- Serdivan'daki ofisimizde görüşmeler
- Sıkça sorulan sorular
Korku ve kaygı her çocuğun yaşadığı, onu tehlikelere karşı uyaran doğal duygulardır; karanlık, hayvanlar ya da sınavlar gibi korkuların çoğu yaşla birlikte değişir ve yatışır. Kaygı haftalarca sürüyor, çocuğun okula, uykuya, arkadaşlıklara ya da aile yaşamına katılımını kısıtlıyor ve evde verilen destekle azalmıyorsa bir psikologla değerlendirme önerilir. Kaygı bozukluğu tanısını psikiyatri hekimi koyar; psikolojik danışmanlık çocuğa ve aileye kaygıyla baş etme becerileri kazandırır.
Psikolog Burak Uysal tarafından hazırlandı ve gözden geçirildi · Son güncelleme: 14 Ekim 2026Işık kapanınca ağlayan dört yaşındaki çocuk, köpek gördüğü sokaktan geçmek istemeyen yedi yaşındaki çocuk ya da yazılıdan önceki gece uyuyamayan on iki yaşındaki çocuk: Korku ve kaygının görünümü yaşla değişir, ama ebeveynin içindeki soru hep aynıdır. Bu olağan mı, yoksa çocuğumun desteğe mi ihtiyacı var? Bu sayfa olağan korkuları destek gerektiren kaygıdan ayırmanıza, evde neler yapabileceğinize ve uzman desteğinin nasıl işlediğine odaklanır.
Çocuklarda kaygı ve korku nedir?
Korku, çocuğun karşısındaki somut bir tehlikeye, örneğin havlayan bir köpeğe verdiği anlık tepkidir; kaygı ise henüz gerçekleşmemiş bir olaya dair endişe ve tedirginliktir. İkisi de beynin koruyucu alarm sisteminin parçasıdır ve her çocukta görülür. Kaygı, çocuğun dikkatli olmasını, sınava hazırlanmasını ya da tehlikeli bir durumdan uzak durmasını sağlayarak işlevsel bir rol de üstlenir.
Sorun, alarm sisteminin gerçek bir tehlike olmadığı hâlde sık sık ve yoğun biçimde çalmasıyla başlar. Çocuk korktuğu durumdan kaçındıkça kısa süreliğine rahatlar, ama bir sonraki sefer kaygı daha da büyür. Bu döngü haftalarca ve aylarca sürüp çocuğun gündelik yaşamını kısıtladığında, hekimlerin kaygı bozukluğu olarak adlandırdığı tablolar söz konusu olabilir.
Çocuklarda sık görülen kaygı biçimleri
- Ayrılık kaygısı: Ebeveynden ayrılırken ya da ayrılmayı düşünürken yaşanan yoğun sıkıntı. Ayrıntılar için ayrılık kaygısı sayfamıza bakabilirsiniz.
- Belirli korkular: Hayvanlar, karanlık, iğne, yükseklik, gök gürültüsü ya da kusma gibi belirli bir nesne veya duruma yönelik yoğun korku.
- Sosyal kaygı: Başkalarının önünde konuşma, sınıfta söz alma ya da yeni insanlarla tanışma sırasında utanma ve olumsuz değerlendirilme korkusu.
- Yaygın endişe: Okul, sağlık, aile, gelecek ve doğal afetler gibi pek çok konuda neredeyse her gün süren, kontrol edilmesi zor endişeler.
- Seçici konuşmazlık: Evde rahatça konuşan çocuğun okul gibi belirli ortamlarda konuşamaması. Bu konuyu seçici konuşmazlık rehberimizde ayrıntılı olarak anlattık.
Yaşa göre hangi korkular olağandır, hangi işaretler dikkat gerektirir?
Çocukluk korkuları gelişimle birlikte değişir: Küçük yaşlarda hayal ürünü varlıklar ve karanlık, okul çağında yaralanma, hastalık ve doğal afetler, ergenlikte ise başkalarının değerlendirmesi ve gelecek öne çıkar. Aşağıdaki tablo her yaş grubunda olağan korkuları ve dikkat gerektiren işaretleri yan yana verir.
| Yaş | Yaşa uygun sık korkular | Dikkat gerektiren işaretler |
|---|---|---|
| 3 ile 6 yaş | Karanlık, canavarlar ve hayali varlıklar, köpek gibi hayvanlar, yüksek sesler, maskeli ya da kostümlü kişiler, ebeveynden ayrılma | Korku nedeniyle her gece uzun süren uyuyamama, korkulan durumla karşılaşınca kusma ya da bayılacak gibi olma, giderek genişleyen kaçınma |
| 7 ile 12 yaş | Yaralanma ve hastalık, deprem ve doğal afetler, hırsız ya da kötü insanlar, ölüm, okul başarısı ve öğretmenin kızması | Sık sık ‘ya olursa’ diye başlayan sorular ve güvence isteme, karın ve baş ağrısı, okula ya da kursa gitmekten kaçınma, haberlerden sonra günlerce süren huzursuzluk |
| 13 ile 17 yaş | Arkadaşlar tarafından dışlanma, görünüş, başkalarının önünde mahcup olma, sınavlar ve gelecek, aile içi sorunlar | Sınıfta konuşamama, sosyal ortamlardan tamamen kaçınma, panik nöbetlerini andıran ataklar, sınav kaygısının uykuyu ve yemeyi bozması |
Tablodaki olağan korkular bile bazı dönemlerde yoğunlaşabilir. Bir deprem haberi, ailede bir hastalık ya da okul değişikliği, çocuğun zaten bildiği korkularını geçici olarak büyütebilir. Bu tür dönemlerde artan korku tek başına endişe nedeni değildir; asıl önemli olan, olayın üzerinden haftalar geçtiği hâlde korkunun aynı yoğunlukta sürmesi ya da çocuğun daha önce rahatça yaptığı şeylerden vazgeçmeye başlamasıdır.
Kaygının olası nedenleri nelerdir?
Çocuklarda kaygı tek bir nedene bağlı değildir ve hiçbir zaman çocuğun ya da ebeveynin bir kusuru değildir. Mizaç, yaşantılar ve çevresel koşullar birlikte etkili olur. Değerlendirmede aşağıdaki başlıklar ele alınır.
- Mizaç ve aile öyküsü: Bazı çocuklar doğuştan daha temkinli ve hassastır. Ailede kaygı yaşayan bireylerin bulunması da çocuğun kaygıya daha yatkın olmasıyla ilişkili olabilir.
- Zorlayıcı yaşantılar: Kaza, hastane yatışı, bir yakının kaybı, taşınma ya da ebeveynlerin ayrılığı gibi olaylar kaygıyı tetikleyebilir.
- Korkutucu haberler: Deprem, savaş ve şiddet haberleri çocukların dünyayı güvensiz algılamasına yol açabilir; bu konuları çocukla konuşmaya dair öneriler savaş haberleri çocukları nasıl etkiler yazımızda yer alıyor.
- Kaçınma döngüsü: Korkulan durumdan her kaçınıldığında çocuk o durumun gerçekten tehlikeli olduğunu öğrenir ve kaygı büyür.
- Aşırı güvence: Her soruya ‘hiçbir şey olmayacak’ diye yanıt vermek o an rahatlatır, ama çocuğun güvence ihtiyacını artırabilir ve kendi baş etme becerisini geliştirmesini geciktirebilir.
- Yoğun beklentiler: Başarı, mükemmellik ya da kurallara uyma konusunda yüksek beklentiler bazı çocuklarda hata yapma korkusunu besler.
Evde neler yapabilirsiniz?
Evde yapılabilecek en etkili şey, çocuğun kaygısını ortadan kaldırmaya çalışmak değil, kaygıyla baş edebileceğine dair güvenini adım adım büyütmektir. Aşağıdaki adımlar bu amaçla kullanılabilir.
- Duyguyu ciddiye alın. ‘Korkulacak bir şey yok’ yerine ‘bu sana çok korkutucu geliyor, anlıyorum’ demek, çocuğun duygusunun kabul gördüğünü hissettirir.
- Kaygıyı birlikte adlandırın. Küçük çocuklarla kaygıya bir isim ya da karakter vermek, örneğin ‘endişe canavarı’ demek, kaygıyı çocuğun kendisinden ayırır ve onunla baş etmeyi oyunlaştırır.
- Bedeni sakinleştirmeyi öğretin. Yavaş nefes alıp verme, balon şişirir gibi nefes verme ya da kasları sıkıp gevşetme gibi basit egzersizleri sakin zamanlarda birlikte çalışın.
- Cesaret basamakları hazırlayın. Korkulan durumu küçük adımlara bölün; en kolay adımdan başlayın ve her adımı birkaç kez başarıyla tekrarladıktan sonra bir sonrakine geçin.
- Güvenceyi sınırlayın. Aynı soruya tekrar tekrar yanıt vermek yerine bir kez sakin bir yanıt verin, ardından ‘bunu konuşmuştuk, şimdi sen ne düşünüyorsun?’ diyerek çocuğu kendi yanıtını bulmaya davet edin.
- Endişe zamanı belirleyin. Okul çağındaki çocuklarla her akşam on dakikalık bir endişe zamanı ayırmak, gün boyu süren endişeleri o zamana ertelemeyi öğretir.
- Rutinleri koruyun. Uyku, yemek ve okul saatlerinin öngörülebilir olması kaygılı çocuğa güven verir; özellikle yatmadan önceki saatlerde haber ve korkutucu içeriklerden uzak durun.
- Kendi kaygınızla ilgilenin. Çocuklar ebeveynlerinin tepkilerini izleyerek bir durumun ne kadar tehlikeli olduğuna karar verir; sizin sakin kalabilmeniz çocuğun en güçlü dayanağıdır.
Kaygı anında hangi cümleler daha çok yardımcı olur?
Kaygılı bir çocuğa söylenen sözler çoğu zaman iyi niyetlidir, ama bazıları farkında olmadan kaygıyı büyütebilir ya da çocuğun duygusunu geçersiz kılabilir. Aşağıdaki tabloda sık kullanılan cümleler ile onların yerine denenebilecek alternatifler yan yana verilmiştir.
| Sık söylenen | Yerine denenebilecek |
|---|---|
| Korkacak bir şey yok. | Bu sana çok korkutucu geliyor, yanındayım. |
| Merak etme, hiçbir şey olmayacak. | Endişelendiğini görüyorum; daha önce zorlandığın bir şeyi nasıl başarmıştın? |
| Tamam, gitmek istemiyorsan gitme. | Zor olduğunu biliyorum, ilk adımı birlikte atalım. |
| Büyüdün artık, bebek gibi davranma. | Korkmak cesaretsiz olduğun anlamına gelmez; korkarken de denemek cesarettir. |
Ne zaman bir uzmana başvurmalısınız?
Kaygı ya da korku haftalardır sürüyor, çocuğun yaşına göre beklenenden belirgin biçimde yoğun ve evdeki desteğe rağmen azalmıyorsa bir psikologla görüşmek yerinde olur. İngiltere'nin ulusal sağlık hizmeti NHS de çocuğun sürekli kaygılı olduğu, durumun düzelmediği ya da okulu, aile yaşamını ve arkadaşlıkları etkilediği durumlarda profesyonel destek alınmasını önerir. Aşağıdaki ölçütler bu kararı somutlaştırır.
- Kaygı neredeyse her gün yaşanıyor ve birkaç haftadır sürüyor.
- Çocuk korktuğu durumlardan kaçındığı için okula, kursa, arkadaş buluşmalarına ya da aile etkinliklerine katılamıyor.
- Sık karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı ya da uyku sorunları yaşanıyor ve hekim muayenesinde bedensel bir neden bulunmadı.
- Gün içinde sürekli güvence istiyor, aynı soruları tekrar tekrar soruyor.
- Belirli düşünceleri aklından çıkaramıyor ya da kaygısını azaltmak için belirli davranışları tekrarlamak zorunda hissediyor.
- Okulda konuşamıyor ya da sınıfta söz almaktan yoğun biçimde kaçınıyor.
- Sınav öncesinde yaşadığı kaygı uykuyu ve yemeyi bozuyor; bu durumda sınav kaygısı programı hakkında bilgi almak da yararlı olabilir.
Psikolojik danışmanlık sürecinde neler olur?
Kaygı yaşayan çocuklarla yapılan psikolojik danışmanlıkta amaç kaygıyı tamamen yok etmek değil, çocuğun kaygıyı tanımasını, onunla baş etme becerileri geliştirmesini ve kaçındığı durumlara adım adım yeniden katılabilmesini sağlamaktır. Bu çalışma çocuk ve ergen psikolojik danışmanlığı kapsamında yürütülür.
İlk görüşme
İlk görüşmede Psikolog Burak Uysal, ebeveynlerden kaygının ne zaman başladığını, hangi durumlarda arttığını, ailenin bu durumlara nasıl tepki verdiğini ve çocuğun kaygı dışındaki güçlü yanlarını dinler. Çocukla yapılan görüşmelerde ise çizim, oyun ve hikâyeler aracılığıyla çocuğun kaygısını nasıl yaşadığı, bedeninde nerede hissettiği ve onu nelerin rahatlattığı anlaşılmaya çalışılır.
Ebeveyn görüşmeleri
Kaygılı çocuklarla çalışmada ebeveynler en önemli iş birlikçilerdir. Ebeveyn görüşmelerinde güvence verme, kaçınmaya eşlik etme ve cesaret basamaklarını destekleme konularında evde neler yapılacağı birlikte planlanır. Ebeveynin kendi kaygısı da bu görüşmelerde ele alınabilir; gerekirse ebeveyn danışmanlığı görüşmeleriyle ayrıca sürdürülür.
Okul ile iş birliği
Kaygı okulda da çocuğun katılımını etkiliyorsa, ailenin izniyle öğretmen ve rehberlik servisiyle görüşülür. Sınıfta söz almayı kolaylaştıracak küçük adımlar, sınav sırasında kullanılabilecek sakinleşme yolları ve çocuğun zorlandığında başvurabileceği bir yetişkin belirlenir. Öğretmenin gözlemleri, kaygının okul ortamındaki seyrini izlemek için de değerlidir.
Ailede birden fazla kişinin kaygıyla zorlanması sık rastlanan bir durumdur ve bunu fark etmek bir suçlama değil, değişim için bir fırsattır. Ebeveynin kendi kaygısını tanıması ve onunla baş etmenin yollarını denemesi, çocuğa da aynı becerileri öğretmenin en doğal yoludur. Bu nedenle çalışmanın bir bölümü, ailenin kaygı karşısında birlikte nasıl davrandığına ayrılır.
Hangi durumlarda psikiyatri hekimine yönlendirilir?
Kaygı bozukluğu, hekim tarafından tanısı konulan bir ruh sağlığı sorunudur. Kaygı çocuğun yaşamını ciddi biçimde kısıtlıyorsa ya da aşağıdaki durumlardan biri varsa bir çocuk ve ergen psikiyatri hekimine başvurmanızı öneririz. Tanı ve gerekiyorsa ilaç tedavisi hekim tarafından planlanır; psikolojik danışmanlık bu sürece destek olabilir.
- Çocuk haftalardır okula gidemiyor ya da evden çıkmakta zorlanıyor.
- Panik nöbetlerini andıran, çarpıntı, nefes darlığı ve ölüm korkusuyla gelen ataklar yaşanıyor.
- Takıntılı düşünceler ve bunları yatıştırmak için yapılan tekrarlayıcı davranışlar günün önemli bir bölümünü alıyor.
- Kaygıya uzun süren mutsuzluk, umutsuzluk ya da kendine zarar verme düşünceleri eşlik ediyor.
- Yemek yeme, uyku ya da konuşma gibi temel işlevler belirgin biçimde etkilendi.
İnternette ‘kaygı bozukluğu tedavisi’ diye aranan süreç, kaynaklarda çoğunlukla bilişsel davranışçı yaklaşımlar, kademeli yüzleşme ve ebeveyn katılımı başlıklarıyla anlatılır; İngiltere'deki NICE kılavuzları da çocuk ve gençlerde sosyal kaygı için kaygıya odaklanan bilişsel davranışçı yaklaşımları öne çıkarır. Bu yaklaşımın ne olduğunu bilişsel davranışçı terapi rehberimizde okuyabilirsiniz. Hangi durumda kime başvurulacağı ise çocuk psikiyatristi rehberimizde ayrıntılı olarak anlatılıyor.
Serdivan'daki ofisimizde görüşmeler
Psikolog Burak Uysal, kaygı ve korkularla baş etmekte zorlanan çocuklar ve aileleriyle Serdivan'daki ofisimizde çalışır. Sakarya'nın tüm ilçelerinden, örneğin Söğütlü, Kaynarca, Taraklı ya da Karapürçek'ten gelen ailelerle görüşmeler çocuğun okul düzeni ve yol süresi göz önünde bulundurularak planlanır. Kaygılı çocuklar için yeni bir ortama alışmak zaman alabileceğinden ilk görüşmelerde ebeveynin de odada bulunması mümkündür. Randevu için 0554 125 42 23 numarasını arayabilir ya da sitedeki talep formunu doldurabilirsiniz.
Sıkça sorulan sorular
Çocuğumun korkuları ne zaman geçer?
Çocukluk korkularının çoğu gelişimin olağan bir parçasıdır ve çocuk büyüdükçe kendiliğinden azalır ya da yerini yaşına uygun başka korkulara bırakır. Örneğin karanlık korkusu okul çağında genellikle hafifler. Bir korku yaşla birlikte azalmak yerine artıyor ve gündelik yaşamı kısıtlıyorsa değerlendirme gerekir.
Korktuğu şeyle çocuğu zorla yüzleştirmek doğru mu?
Hayır. Çocuğu hazır olmadığı bir anda korktuğu durumun ortasına bırakmak kaygıyı artırabilir ve güveni sarsabilir. Yüzleşme, çocuğun kontrol hissini koruyan, küçük ve önceden konuşulmuş adımlarla yapıldığında işe yarar.
Kaygılı çocuğa sürekli güvence vermek zararlı mı?
Güvence vermek doğal ve gerekli bir ebeveyn tepkisidir. Ancak aynı konuda gün içinde defalarca güvence istemek bir alışkanlığa dönüştüyse, her seferinde yanıt vermek kaygıyı besleyebilir. Bu durumda bir kez sakin bir yanıt verip çocuğu kendi baş etme yollarını hatırlamaya davet etmek daha yararlıdır.
Deprem korkusu yaşayan çocuğa nasıl yaklaşmalıyım?
Çocuğun sorularına yaşına uygun, kısa ve doğru yanıtlar verin; korkuyu küçümsemeyin ama ayrıntılı ve ürkütücü bilgilere de girmeyin. Ailece bir deprem çantası hazırlamak ve evde güvenli noktaları birlikte belirlemek çocuğa kontrol hissi verir. Deprem haberlerine maruz kalmayı sınırlamak da korkunun büyümesini önler.
Kaygı çocuklarda bedensel belirtilere yol açar mı?
Evet. Kaygı çocuklarda sıklıkla karın ağrısı, baş ağrısı, bulantı, sık tuvalete gitme ve uyku sorunları olarak görülür. Bu belirtiler çocuğun uydurduğu şeyler değil, bedenin kaygıya verdiği gerçek tepkilerdir. Yine de bedensel bir nedenin dışlanması için önce çocuk doktoruna görünmek gerekir.
Kaygılı bir çocuğun okul başarısı etkilenir mi?
Yoğun kaygı dikkati ve öğrenilenleri sınavda hatırlamayı zorlaştırabilir; bazı çocuklar hata yapma korkusuyla ödevlerini bitiremez ya da sınıfta söz almaktan kaçınır. Kaygıyla baş etme becerileri geliştikçe çoğu çocuğun okul performansı da rahatlar.
Gece korkuları ve kâbuslar kaygı belirtisi mi?
Kâbuslar her çocukta zaman zaman görülür ve gün içinde yaşanan gerginliklerle artabilir. Kâbuslar çok sık yaşanıyor, çocuk yatmaya korkuyor ya da uyku düzeni haftalardır bozuksa bu, kaygının işaretlerinden biri olabilir ve değerlendirilmesi yararlıdır. Uykuda çığlık atıp sabah hiç hatırlamama gibi durumlarda ise önce çocuk doktoruna danışılmalıdır.
Kaygı kalıtsal mıdır?
Kaygıya yatkınlıkta mizacın ve ailesel etkenlerin rolü olabilir; ancak bu, kaygılı bir ebeveynin çocuğunun mutlaka kaygı yaşayacağı anlamına gelmez. Çocuğun yaşadığı deneyimler, öğrendiği baş etme yolları ve çevresinden aldığı destek de en az yatkınlık kadar belirleyicidir.
Kaygılı çocuklarla online görüşme yapılabilir mi?
Ebeveyn görüşmeleri ve ergenlerle yapılan görüşmeler uygun durumlarda online yürütülebilir. Küçük çocuklarla ise oyun ve cesaret basamaklarının birlikte deneyimlendiği yüz yüze görüşmeler genellikle daha uygundur.
Çocuğumun korkuları için pedagog mu, psikolog mu daha uygun?
Çocukluk korkularında destek arayan aileler için kısa yanıt şu: Türkiye'de pedagog yasal bir meslek unvanı değildir, bu nedenle doğru adres çocuklarla çalışan psikologlar, çocuk gelişimciler ve psikolojik danışmanlardır. Kaygı panik nöbetlerine, uzun süreli uykusuzluğa ya da okulu bırakma noktasına vardıysa çocuk ve ergen psikiyatristi de değerlendirmeye katılır. Psikolog Burak Uysal kaygı ve korku yaşayan çocuklarla, ebeveynleriyle birlikte psikolog olarak çalışır. Pedagog mu psikolog mu farkını ayrıca anlattık.
Acil bir durumdaysanız kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa hemen 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun. Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi yerine geçmez.

Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu. Serdivan'daki ofisinde çocuklar, ergenler, ebeveynler, yetişkinler ve çiftlerle psikolojik danışmanlık görüşmeleri yürütür.
