Hemen randevu oluşturunOnline talep formu
Her gün 10.00 ile 19.00 arası, randevu ile @psikologburakuysal
Psikolog Burak Uysal

Sağlık Kaygısı: Sürekli Hasta Olduğunuzu Düşünüyorsanız

15 Ekim 202617 dakikalık okumaBurak Uysal
Bu sayfada (18 bölüm)
  1. Sağlık kaygısı nedir?
  2. Sağlık kaygısı ile olağan sağlık endişesi arasındaki fark nedir?
  3. Sağlık kaygısının belirtileri nelerdir?
  4. Kaygı bedende neden gerçek belirtiler yaratır?
  5. Önce hekim muayenesi neden gerekir?
  6. İnternette belirti aramak sağlık kaygısını neden artırır?
  7. Güvence aramak neden yalnızca kısa süre rahatlatır?
  8. Bu kaygıyı hangi yaşantılar tetikleyebilir?
  9. Sağlık kaygısı panik atakla nasıl karışır?
  10. Hastalık korkusu ilişkileri ve günlük hayatı nasıl etkiler?
  11. Sağlık kaygısıyla evde neler yapabilirsiniz?
  12. Kaçındığınız şeylere nasıl yeniden yaklaşabilirsiniz?
  13. Yakınlarınız size nasıl destek olabilir?
  14. Hekimle görüşmelerinizi nasıl daha verimli hâle getirirsiniz?
  15. Sağlık kaygısı için ne zaman psikolojik destek almalısınız?
  16. Psikolojik danışmanlık görüşmelerinde sağlık kaygısıyla nasıl çalışırız?
  17. Sağlık kaygısı için online görüşme işe yarar mı?
  18. Sıkça sorulan sorular
Sağlık Kaygısı: Sürekli Hasta Olduğunuzu Düşünüyorsanız
Kısaca

Sağlık kaygısı, ciddi bir hastalığınız olduğu ya da olacağı düşüncesinin günlük hayatınızı kaplayacak kadar yoğunlaşmasıdır. Bedeni sık kontrol etmek, internette belirti aramak ve sürekli güvence istemek kaygıyı kısa süre yatıştırır ama uzun vadede besler. Yeni ya da değişen belirtiler için önce hekim muayenesi gerekir. Tanı ve ilaç psikiyatri hekiminin alanıdır; psikolojik danışmanlık kaygıyla baş etme becerilerinizi destekler.

Sağlık kaygısı nedir?

Sağlık kaygısı, ciddi bir hastalığınız olduğu ya da yakında olacağı düşüncesinin günlük hayatınızı kaplayacak kadar yoğunlaşmasıdır. Kişi bedenini sık sık kontrol eder, internette belirti arar, çevresinden güvence ister ya da tam tersine hastane ve sağlık konularından tamamen kaçar. Tahliller temiz çıksa bile rahatlama kısa sürer.

Halk arasında bu duruma çoğu zaman "hastalık hastalığı" denir. Bu ifade kulağa hafif, hatta biraz alaycı gelebilir. Oysa bu endişeyi yaşayan biri için korku son derece gerçektir. Görüşmelerimde sık duyduğum cümle şudur: "Doktor bir şey yok dedi ama ya gözden kaçırdıysa?" Bu soru, sağlık kaygısının özünü çok iyi anlatır.

İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS), sağlık kaygısını hasta olmaktan ya da hasta olacağından duyulan endişenin hayatı ele geçirecek düzeye ulaşması olarak tanımlar ve bu durumun obsesif kompulsif bozuklukla ilişkili olduğunu belirtir. Ruh sağlığı alanında bu tablonun bir adı da "hastalık kaygısı"dır.

Bu yazıda sağlık kaygısının işaretlerini, neden kendi kendini besleyen bir döngüye dönüştüğünü ve bu döngüyü gevşetmek için neler yapabileceğinizi anlatıyorum. Önemli bir hatırlatma: Psikologlar tıbbi tanı koymaz. Bedeninizdeki yeni ya da değişen bir belirti için önce hekiminize başvurmanız gerekir; ruhsal tanı ve ilaç kararları ise psikiyatri hekiminin alanıdır.

Sağlık kaygısı ile olağan sağlık endişesi arasındaki fark nedir?

Olağan sağlık endişesi bir belirtiyle başlar ve muayene ya da zamanla yatışır; sağlık kaygısı ise güvence aldıktan sonra da sürer ve yeni bir belirtiyle yeniden alev alır. Herkes zaman zaman sağlığı için endişe duyar. Bir yakınını kaybeden ya da ciddi bir hastalık atlatan birinin daha dikkatli olması da son derece anlaşılırdır.

Olağan sağlık endişesiSağlık kaygısı
Belirli bir belirtiye odaklanırsınızBir belirti geçince dikkatiniz başka bir belirtiye kayar
Muayene ve tahlil sonucu sizi rahatlatırRahatlama birkaç saat ya da gün sürer, sonra şüphe geri döner
İnternette bir iki kez bilgiye bakarsınızSaatlerce arama yaparsınız ve en kötü ihtimal aklınızda kalır
Bedeninizi ara sıra kontrol edersinizBeninizi, nabzınızı ya da ağrınızı günde defalarca kontrol edersiniz
Günlük hayatınız olağan biçimde sürerİşiniz, uykunuz, ilişkileriniz ve sevdiğiniz etkinlikler aksar
Hekime gerektiğinde gidersinizYa çok sık hekime gidersiniz ya da korkudan hiç gitmezsiniz

Tablodaki sağ sütundaki işaretlerden birkaçını kendinizde tanıyorsanız, bu durum sizin "abarttığınız" anlamına gelmez. Yalnızca kaygının, sağlığınızı koruma amacının ötesine geçip sizi yormaya başladığını gösterir.

Sağlık kaygısının belirtileri nelerdir?

Sağlık kaygısının belirtileri hem düşüncede hem de davranışta ortaya çıkar. Düşünce tarafında sürekli "ya ciddi bir şeyse?" sorusu döner. Davranış tarafında ise bu soruyu susturmaya yönelik kontrol, arama ve kaçınma alışkanlıkları gelişir. NHS'nin sıraladığı işaretler şunlardır:

  • Sağlığınız hakkında neredeyse sürekli endişelenmek
  • Bedeninizi sık sık şişlik, karıncalanma, ağrı ya da başka değişiklikler için kontrol etmek
  • Çevrenizden hasta olmadığınıza dair sürekli güvence istemek
  • Doktorun ya da tahlillerin bir şeyi gözden kaçırdığından endişe etmek
  • İnternette ya da medyada sağlık bilgilerine takıntılı biçimde bakmak
  • Ciddi hastalıklarla ilgili her şeyden, örneğin sağlık programlarından kaçınmak
  • Hastaymış gibi davranmak, örneğin fiziksel etkinliklerden uzak durmak

Bunlara ek olarak uykuya dalmakta zorluk, dikkat dağınıklığı, sinirlilik ve sürekli bir tetikte olma hâli de sık eşlik eder. Ayrıca kaygının kendisi baş ağrısı ya da çarpıntı gibi bedensel belirtiler yaratabilir ve kişi bunları da yeni bir hastalık işareti gibi yorumlar.

Endişenin konusu kişiden kişiye değişir. Bazı kişilerin korkusu yıllarca aynı organ ya da hastalık etrafında döner; örneğin kalp, kanser ya da sinir sistemiyle ilgili bir hastalık. Bazılarında ise korku sürekli yer değiştirir. Bir hafta baş ağrısı, ertesi hafta bir ben, sonraki hafta mide yanması gündemi kaplar.

Kaygı bedende neden gerçek belirtiler yaratır?

Kaygı bedende gerçek belirtiler yaratır, çünkü beyin tehlike algıladığında bedeni savaşmaya ya da kaçmaya hazırlayan bir alarm sistemini çalıştırır. Kalp daha hızlı atar, nefes sıklaşır, kaslar gerginleşir ve sindirim yavaşlar. Bu tepkiler gerçek bir tehlikede işe yarar; ancak tehlike bir düşünceden geldiğinde de aynı şekilde devreye girer.

Sonuç olarak sağlık kaygısı yaşayan biri, korktuğu hastalığın belirtilerine benzeyen bedensel duyumlar yaşayabilir. Göğüste sıkışma, karıncalanma, baş dönmesi, mide bulantısı ya da kas seğirmesi bunlardan bazılarıdır. Bu duyumlar hayal ürünü değildir; gerçekten hissedersiniz. Ne var ki kaynakları çoğu zaman bir hastalık değil, kaygının kendisidir.

Bir de dikkatin etkisi vardır. Bedeninizin bir bölgesine sürekli odaklandığınızda, normalde fark etmeyeceğiniz küçük duyumlar büyür ve belirginleşir. Örneğin gün boyunca kalp atışınızı dinlerseniz, her ufak düzensizlik kulağınıza bir uyarı gibi gelir. Böylece dikkat, kaygı ve bedensel duyum birbirini besleyen bir halkaya dönüşür.

Bu bilgi belirtilerinizi önemsiz saymanız için değil, onları farklı bir açıdan okuyabilmeniz için önemlidir. "Bu duyum tehlikeli bir hastalık mı?" sorusunun yanına "Bu duyum kaygının bedendeki izi olabilir mi?" sorusunu da koymak, döngüyü gevşetmenin ilk adımıdır.

Önce hekim muayenesi neden gerekir?

Kaygınız ne kadar yoğun olursa olsun yeni, değişen ya da açıklanamayan bir belirti için önce hekim muayenesi gerekir, çünkü bedensel bir sorunu ancak muayene ve gerekli tetkikler dışlayabilir. Psikolojik destek, tıbbi değerlendirmenin yerini tutmaz. İkisi birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

Buradaki denge ince bir dengedir. Bir yanda her yeni duyumda farklı bir hekime koşmak ve aynı tahlili defalarca yaptırmak kaygıyı besler. Öte yanda korkudan hiç hekime gitmemek de gerçek bir sağlık sorununun gecikmesine yol açabilir. Bu yüzden en sağlıklı yol, güvendiğiniz bir hekimle düzenli ve planlı bir takip ilişkisi kurmaktır.

Muayeneye giderken kaygınızı hekiminizle açıkça paylaşmak da işe yarar. "Sağlığım konusunda çok endişeleniyorum ve bu beni yoruyor" demek, hekiminizin hem bedensel değerlendirmeyi hem de gerekirse psikolojik destek yönlendirmesini planlamasını kolaylaştırır.

İnternette belirti aramak sağlık kaygısını neden artırır?

İnternette belirti aramak sağlık kaygısını artırır, çünkü arama sonuçları çoğu zaman en sık değil, en çarpıcı ihtimalleri öne çıkarır. Baş ağrısı için yapılan bir arama, gerilim ve uykusuzluk gibi yaygın nedenlerin yanında ciddi hastalıkları da listeler. Kaygılı bir zihin ise listedeki en korkutucu ihtimali seçer ve diğerlerini neredeyse görmez.

Literatürde bu durumun bir adı da "siberkondri"dir. Bu kavram üzerine yapılan çalışmalar, sağlıkla ilgili aşırı internet aramalarının kaygıyı azaltmak yerine artırma eğiliminde olduğunu ve kişiyi daha fazla arama yapmaya ittiğini anlatır. Yani arama, kaygıyı yatıştırmak için başladığı hâlde kaygının yakıtına dönüşür.

  • Arama yapmadan önce kendinize sorun: "Bu aramadan sonra gerçekten rahatlayacak mıyım?"
  • Arama yapacaksanız süreyi sınırlayın ve yalnızca resmi sağlık kurumlarının sayfalarına bakın.
  • Forumlardaki kişisel hikâyeleri okumaktan kaçının; bunlar sizin durumunuzu yansıtmaz.
  • Gece yatmadan önce sağlıkla ilgili arama yapmamayı bir kural hâline getirin.
  • Arama isteğini ve o anki duygunuzu bir deftere not edin; zamanla örüntüyü görürsünüz.

Güvence aramak neden yalnızca kısa süre rahatlatır?

Güvence aramak kısa süre rahatlatır, çünkü kaygıyı o an için düşürür; ancak bu rahatlama beyne "tehlike gerçekti, kontrol ederek kurtuldun" mesajı verir. Bir sonraki belirtide aynı ihtiyaç daha güçlü geri döner. Böylece kontrol ve güvence, kaygıyı söndürmek yerine sürdüren bir alışkanlığa dönüşür.

Bu döngü çoğu kişide benzer adımlarla ilerler:

  1. Tetikleyici: Bir ağrı, bir ben, bir haber ya da bir tanıdığın hastalık haberi
  2. Felaket düşüncesi: "Ya bu ciddi bir hastalığın başlangıcıysa?"
  3. Yoğun kaygı: Çarpıntı, gerginlik, odaklanamama ve bedensel duyumların artması
  4. Güvenlik davranışı: Bedeni kontrol etmek, internette aramak, yakınlara sormak ya da hekime koşmak
  5. Kısa rahatlama: Kaygı geçici olarak düşer
  6. Şüphenin dönüşü: "Ya yanlış anladıysam?" düşüncesiyle kaygı yeniden yükselir

Bu döngüyü görmek, onu kırmanın ilk adımıdır. Amaç güvence ihtiyacını bir anda yok etmek değil, kontrol ve arama davranışlarını yavaş yavaş azaltarak kaygının kendiliğinden düşebildiğini deneyimlemektir.

Güvence aramanın göze görünmeyen biçimleri de vardır. Zihninizde eski tahlil sonuçlarını tekrar tekrar gözden geçirmek, "bir şey olsaydı doktor fark ederdi" diye kendinizi ikna etmeye çalışmak ya da yakınlarınızın yüz ifadesinden kötü bir haber sezmeye çalışmak da bu döngünün parçasıdır. Bu zihinsel kontrolleri fark etmek, en az davranışları fark etmek kadar önemlidir.

Bu kaygıyı hangi yaşantılar tetikleyebilir?

Hastalık korkusunu çoğu zaman bir kayıp, ciddi bir hastalık deneyimi ya da yoğun stres dönemi tetikler. Tek bir neden yerine, kişinin geçmişi ile o dönemdeki yükün bir araya gelmesi belirleyicidir. Bazı kişilerde ise belirgin bir tetikleyici olmadan, yıllar içinde yavaş yavaş gelişir.

  • Bir yakını ani ya da ağır bir hastalık nedeniyle kaybetmek
  • Kendisinin ya da bir aile üyesinin ciddi bir hastalık atlatması
  • Çocuklukta sık hastalanmak ya da hastalık konusunda çok kaygılı bir ebeveynle büyümek
  • Ebeveyn olmak; çocuğa bir şey olursa diye duyulan sorumluluk duygusu
  • Belirli bir yaşa gelmek, örneğin bir ebeveynin hastalandığı yaşa yaklaşmak
  • Yoğun iş stresi, uykusuzluk ve tükenmişlik dönemleri
  • Salgın dönemleri ya da medyada sık yer alan hastalık haberleri

Bu yaşantılar kişinin dünyaya bakışında "beden kırılgandır, kötü şeyler aniden olur" gibi derin bir inanç bırakabilir. Ayrıca belirsizliğe tahammülü düşük olan kişiler, "büyük ihtimalle bir şey yok" cevabını yeterli bulmaz. Onlar için yalnızca "kesinlikle bir şey yok" rahatlatıcıdır; ne var ki tıp bu kesinliği hiçbir zaman veremez.

Bu nedenle sağlık kaygısıyla çalışırken asıl hedeflerden biri, belirsizlikle yaşayabilme becerisini güçlendirmektir. Hayatın her alanında olduğu gibi sağlıkta da yüzde yüz kesinlik yoktur ve bu gerçekle barışmak, kaygının gücünü azaltır.

Sağlık kaygısı panik atakla nasıl karışır?

Sağlık kaygısı ile panik atak sık karışır, çünkü ikisinde de kişi bedensel duyumları felaket düşünceleriyle yorumlar. Ancak aralarında önemli bir fark vardır. Panik atakta korku birkaç dakika içinde zirveye çıkan ani bir dalga gibidir; kişi o an kalp krizi geçirdiğinden ya da bayılacağından korkar. Diğerinde ise endişe daha uzun sürelidir ve genellikle belirli bir hastalık fikri etrafında döner.

Örneğin bir kişi göğsündeki ani sıkışmayla birlikte yoğun bir ölüm korkusu yaşıyor ve bu dalga yarım saat içinde geçiyorsa, bu tablo panik atağa daha yakındır. Buna karşılık haftalardır bir benin kansere dönüştüğünden endişe eden ve onu her gün kontrol eden biri, ikinci tabloyu daha çok tarif eder. İki durum aynı kişide bir arada da görülebilir.

Panik atakların işaretlerini ve yetişkinlerde kaygıyla ilgili diğer konuları yetişkinlerde kaygı ve panik atak sayfamızda ayrıntılı bulabilirsiniz. Belirtilerinizin hangi tabloya uyduğuna karar vermek ise bir uzmanın değerlendirmesini gerektirir; tanı koymak psikiyatri hekiminin sorumluluğundadır.

Hastalık korkusu ilişkileri ve günlük hayatı nasıl etkiler?

Bu korku, zamanın ve enerjinin büyük kısmını sağlık düşüncelerine ayırmaya yol açarak iş, uyku, ilişkiler ve keyif alınan etkinlikler üzerinde iz bırakır. Kişi işte dikkatini toplamakta güçlük çeker, gece belirti araştırırken uykusundan olur, spor ya da seyahat gibi etkinliklerden "ya bir şey olursa" düşüncesiyle vazgeçer.

Bu süreç ilişkilere de yansır. Eşler ve aile üyeleri ilk başta sabırla güvence verir; ancak aynı sorular tekrar ettikçe yorgunluk ve çaresizlik hissedebilirler. Bazen "yine mi?" tepkisi kişinin kendini yalnız hissetmesine ve anlatmaktan vazgeçmesine yol açar. Bu da kaygıyı daha da artırır.

Uzun süren bu endişe çökkünlük, umutsuzluk ve keyif alamama gibi duygulara da zemin hazırlayabilir. Bu duygular iki haftadan uzun sürüyor ve günlük hayatınızı belirgin biçimde etkiliyorsa, depresyon belirtileri sayfamıza göz atmanızı ve bir uzmanla görüşmenizi öneririm.

İş hayatında ise sık izin almak, toplantı sırasında telefondan belirti araştırmak ya da yorgunluğu bir hastalık işareti sanıp işten erken ayrılmak sık görülen durumlardır. Kişi bu davranışların farkındadır ama kaygı yükseldiğinde başka türlü davranamadığını hisseder. Bu çaresizlik duygusu da kendine güveni zamanla aşındırır.

Sağlık kaygısıyla evde neler yapabilirsiniz?

Sağlık kaygısıyla evde yapabileceğiniz en etkili şey, kontrol ve güvence davranışlarını fark edip bunları adım adım azaltmaktır. NHS'nin önerdiği kendi kendine yardım yöntemleri de bu ilkeye dayanır. Aşağıdaki adımları birkaç hafta boyunca, sabırla uygulamak fark yaratabilir:

  1. Bir kayıt defteri tutun: Gün içinde kaç kez bedeninizi kontrol ettiğinizi, internette arama yaptığınızı ya da birinden güvence istediğinizi not edin.
  2. Kontrolleri yavaş yavaş azaltın: Örneğin günde on kez yaptığınız kontrolü bir hafta içinde yediye, sonra beşe indirin.
  3. Düşüncelerinizi tartın: Bir sayfayı ikiye bölün; sol tarafa endişenizi, sağ tarafa daha dengeli bir düşünceyi yazın. "Bu baş ağrısı tümör olabilir" yerine "Baş ağrısı çoğu zaman stres ve uykusuzlukla ilgilidir" gibi.
  4. Dikkatinizi başka yöne çevirin: Kontrol isteği geldiğinde yürüyüşe çıkın, birini arayın ya da elinizi meşgul eden bir iş yapın.
  5. Kaçındığınız etkinliklere dönün: Sağlık korkusu nedeniyle bıraktığınız spor, sosyal etkinlik ya da seyahate küçük adımlarla geri dönün.
  6. Rahatlama egzersizi yapın: Yavaş ve derin nefes, kas gevşetme ya da kısa bir yürüyüş bedenin alarm sistemini sakinleştirir.

Endişe düşüncelerinin gün boyu zihninizi işgal etmesine karşı "endişe zamanı" tekniği de işe yarar. Bu teknikte endişeleri gün içinde belirli bir saate erteleyip o saatte not alırsınız. Ayrıntılarını aşırı düşünmeyi durdurmanın yolları üzerine yazımda anlattım.

Kaçındığınız şeylere nasıl yeniden yaklaşabilirsiniz?

Kaçındığınız şeylere yeniden yaklaşmanın yolu, en az korktuğunuz adımla başlayıp zorluğu yavaş yavaş artırmaktır. Kaçınma kısa vadede rahatlatır; ancak beyne "bu durum gerçekten tehlikeliydi" mesajını verir. Böylece kaçınılan alan zamanla büyür ve hayatınız daralır.

Kaçınma farklı biçimlerde görülebilir. Bazı kişiler hastane önünden geçmez, sağlık haberi gördüğünde kanalı değiştirir, nabzı yükseldiği için spor yapmayı bırakır ya da hastalık sözcüğü geçen konuşmalardan uzaklaşır. Bunların her biri kaygıyı o an azaltır ama korkuyu kalıcı hâle getirir.

  • Kaçındığınız durumları en kolaydan en zora doğru bir listeye yazın.
  • Listenin en kolay maddesiyle başlayın; örneğin kısa ve tempolu bir yürüyüşle.
  • Kaygı yükseldiğinde durumu terk etmeyin; birkaç dakika içinde kendiliğinden azaldığını gözlemleyin.
  • Bir adımı birkaç kez tekrarladıktan sonra bir sonrakine geçin.
  • Her başarılı adımı not edin; ilerlemenizi görmek motivasyonunuzu korur.

Burada önemli bir sınır var: Hekiminizin size özellikle önerdiği bir kısıtlama varsa, örneğin belirli bir egzersizden kaçınmanızı söylediyse, ona uyun. Yeniden yaklaşma çalışması yalnızca kaygı nedeniyle kendinize koyduğunuz sınırlar içindir.

Yakınlarınız size nasıl destek olabilir?

Yakınlarınız size en çok, kaygınızı küçümsemeden ama sürekli güvence vermeden yanınızda durarak destek olabilir. Bu denge ilk bakışta çelişkili görünebilir. Ne var ki her soruya "bir şeyin yok, merak etme" cevabı vermek, güvence döngüsünü besleyen davranışlardan biridir.

Yakınlarınızla bu konuyu sakin bir zamanda konuşmanızı öneririm. Onlara güvence döngüsünü anlatın ve birlikte yeni bir yol belirleyin. Örneğin aynı soruyu tekrar sorduğunuzda size nazikçe hatırlatmalarını isteyebilirsiniz.

  • "Şu an çok korktuğunu görüyorum. Bu duygunun geçeceğini biliyoruz."
  • "Bunu daha önce doktorla konuşmuştuk. Şimdi birlikte yürüyüşe çıkalım mı?"
  • "Kaygın yükseldiğinde ne iyi geliyordu? Nefes egzersizini birlikte yapalım."
  • "Seni dinliyorum ama yine internette arama yapmanın sana iyi gelmediğini konuşmuştuk."

Bu cümleler soğuk ya da ilgisiz olmak anlamına gelmez. Aksine, yakınınızın kaygısı yerine size güvendiğini gösterir. Ayrıca destek veren kişinin de kendi sınırlarını koruması ve gerektiğinde kendisi için destek araması önemlidir.

Evde çocuk varsa bu konuya ayrıca dikkat etmek gerekir. Çocuklar ebeveynlerinin korkularını ve bedenle ilgili kontrol davranışlarını yakından izler ve zamanla benzer tepkiler geliştirebilir. Çocuğunuzun yanında belirtilerinizi uzun uzun konuşmamak ve onun küçük ağrılarına sakin tepki vermek, ona bedenine güvenmeyi öğretir.

Hekimle görüşmelerinizi nasıl daha verimli hâle getirirsiniz?

Hekimle görüşmelerinizi verimli hâle getirmenin yolu, tek bir hekimle planlı bir takip ilişkisi kurmak ve görüşmeye hazırlıklı gitmektir. Farklı hekimlerden aynı konuda tekrar tekrar görüş almak, kısa süre rahatlatsa da her yeni görüşme yeni bir şüphe kapısı açabilir.

  • Güvendiğiniz bir aile hekimi ya da uzman hekimle düzenli takip planı yapın.
  • Muayeneye gitmeden önce belirtilerinizi ve sorularınızı kısa bir listeye yazın.
  • Hekiminize sağlığınız konusunda yoğun kaygı yaşadığınızı açıkça söyleyin.
  • Tahlil sonuçlarını kendi başınıza internette yorumlamak yerine hekiminizle konuşun.
  • Bir sonraki kontrol tarihini birlikte belirleyin ve o tarihe kadar yeni tahlil istemeyin.

Planlı takip, iki ucu da dengeler. Bir yandan gerçek bir sağlık sorununu gözden kaçırma korkunuzu yatıştırır, öte yandan sürekli muayene ve tahlil arayışını sınırlar. Hekiminiz gerekli görürse sizi psikiyatri hekimine ya da psikolojik destek için bir uzmana da yönlendirebilir.

Bazı kişiler kaygılarını hekime anlatırsa ciddiye alınmayacaklarından ya da "kafanızda" cevabıyla geri gönderileceklerinden korkar. Oysa kaygınızı açıkça söylemek, hekimin sizi daha iyi tanımasını ve gereksiz tetkik ile gerekli tetkik arasındaki dengeyi sizinle birlikte kurmasını sağlar. Böylece görüşmeden daha az soru işaretiyle çıkarsınız.

Sağlık kaygısı için ne zaman psikolojik destek almalısınız?

Sağlık kaygısı normal bir hayat sürmenizi engelliyorsa ve kendi başınıza uyguladığınız yöntemler işe yaramıyorsa psikolojik destek almanın zamanı gelmiştir. NHS de bu iki ölçütü, bir uzmana başvurmak için temel işaretler olarak sıralar. Kaygının ne kadar süredir sürdüğü ve hayatınızın ne kadarını kapladığı da önemli ipuçlarıdır.

  • Gün içinde saatlerinizi sağlık düşünceleri, kontrol ya da internette arama ile geçiriyorsanız
  • Tahlil sonuçları ve hekim güvencesi artık sizi birkaç saatten fazla rahatlatmıyorsa
  • İşinize, uykunuza ya da ilişkilerinize belirgin biçimde yansıyorsa
  • Sevdiğiniz etkinliklerden korku nedeniyle vazgeçtiyseniz
  • Kaygıya çökkünlük, umutsuzluk ya da kendinize zarar verme düşünceleri eşlik ediyorsa

Son maddeyi yaşıyorsanız beklemeden 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Kime başvuracağınızdan emin değilseniz kime başvurmalıyım aracı size yol gösterebilir. Psikolog ile psikiyatrist arasındaki farkı da psikolog ile psikiyatrist farkı rehberimizde anlattık.

Psikolojik destek almak, belirtilerinizin "kafanızda" olduğu ya da bedeninizde hiçbir şey hissetmediğiniz anlamına gelmez. Aksine yaşadığınız bedensel duyumları ve korkuyu ciddiye alan, ancak onlarla daha sağlıklı bir ilişki kurmanıza yardım eden bir süreçtir. Birçok kişi bu süreçte hem kaygısının hem de bedenine bakışının yumuşadığını fark eder.

Psikolojik danışmanlık görüşmelerinde sağlık kaygısıyla nasıl çalışırız?

Psikolojik danışmanlık görüşmelerinde sağlık kaygısıyla, önce döngünüzü birlikte haritalandırarak ve ardından kontrol, arama ve kaçınma davranışlarını adım adım azaltacak bir plan kurarak çalışırız. Amaç bedeninizi yok saymanız değil, bedeninizle daha sakin ve güvenli bir ilişki kurmanızdır.

Görüşmelerin ilk aşamasında kaygınızın ne zaman başladığını, hangi durumların onu tetiklediğini ve hangi davranışların onu sürdürdüğünü konuşuruz. Daha sonra felaket düşüncelerinizi fark etmeye ve onları daha dengeli düşüncelerle tartmaya odaklanırız. Belirsizliğe tahammülü artırmak, kaçınılan etkinliklere dönmek ve rahatlama becerileri de bu çalışmanın parçalarıdır.

Bu çalışmanın arkasında güçlü bir bilimsel temel var. Bilişsel davranışçı yaklaşımın bu alandaki etkisini inceleyen geniş çaplı bir araştırma, bu yaklaşıma dayalı görüşmelerin hastane polikliniklerine başvuran kişilerde sağlık kaygısını belirgin biçimde azalttığını göstermiştir. Yöntemin genel ilkelerini merak ediyorsanız bilişsel davranışçı terapi nedir sorusunu ele alan rehberimize bakabilirsiniz.

Psikolog Burak Uysal, yetişkin psikolojik danışmanlığı kapsamında hastalık korkusu yaşayan kişilerle Serdivan'daki ofisinde görüşür. Görüşmeler bir tanı ya da ilaç planı içermez. Tanı ve ilaç gerektiren durumlarda bir psikiyatri hekimine başvurmanızı öneririz; iki destek birbirini tamamlayabilir.

Sağlık kaygısı için online görüşme işe yarar mı?

Evet, sağlık kaygısı için online görüşme birçok kişi için işe yarar ve özellikle düzenli takip gerektiren çalışmalarda pratik bir seçenektir. Görüşmede konuştuğumuz kayıt tutma, düşünce tartma ve kademeli yaklaşma gibi çalışmaları evden de rahatlıkla sürdürebilirsiniz. Ayrıca yoğun çalışan ya da Sakarya dışında yaşayan kişiler için zaman kazandırır.

Online görüşme için sessiz bir oda, iyi bir internet bağlantısı ve kulaklık yeterlidir. Ofisimizde görüşmeleri Zoom ya da Google Meet üzerinden yaparız. Sürecin nasıl işlediğini online psikolojik danışmanlık sayfamızda ayrıntılı anlattık. Bazı kişiler ise başlangıçta yüz yüze görüşmeyi, ilerleyen haftalarda online görüşmeyi tercih eder.

Kaygı anlarında hemen uygulayabileceğiniz topraklama ve nefes yöntemlerini öğrenmek isterseniz zihni susturmak için anında uygulanan yöntemler yazım da bu sürece eşlik edebilir. Bu yöntemler görüşmelerin yerini tutmaz, ancak aralarda size destek olur.

Görüşme için online randevu talep formunu doldurabilir ya da 0554 125 42 23 numaralı telefonu arayabilirsiniz. Randevu talep formunu doldurmak bir ödeme yükümlülüğü doğurmaz; ofisimiz sizi arayarak uygun gün ve saati birlikte planlar.

Sıkça sorulan sorular

Hastalık hastalığı ile sağlık kaygısı aynı şey mi?

Günlük dilde evet, "hastalık hastalığı" ifadesi çoğu zaman sağlık kaygısını anlatmak için kullanılır. Ancak bu ifade durumu hafife alan bir ton taşıyabilir. Sağlık kaygısı yaşayan kişinin korkusu gerçektir ve günlük hayatını belirgin biçimde etkileyebilir. Bu nedenle "sağlık kaygısı" ya da "hastalık kaygısı" ifadeleri daha doğru ve daha saygılıdır.

Sağlık kaygısı kendiliğinden geçer mi?

Bazı dönemlerde, örneğin stresli bir süreç bittiğinde, sağlık kaygısı kendiliğinden hafifleyebilir. Ancak kontrol, arama ve güvence alışkanlıkları sürdükçe kaygı genellikle yeni bir belirtiyle geri döner. Bu davranışları bilinçli olarak azaltmak ve gerekirse psikolojik destek almak, kalıcı bir rahatlama için çok daha etkilidir.

Tahlillerim temiz çıktı ama hâlâ korkuyorum, bu normal mi?

Evet, sağlık kaygısında bu durum çok sık yaşanır. Temiz bir sonuç kısa süre rahatlatır, ardından "ya tahlil yanlış çıktıysa" ya da "ya başka bir şeyse" düşüncesi gelir. Bu, sorunun bilgi eksikliği değil, belirsizliğe tahammül güçlüğü olduğunu gösterir. Bu döngüyü bir uzmanla çalışmak işe yarar.

Sağlık kaygısı için psikoloğa mı psikiyatriste mi gitmeliyim?

Kaygıyla baş etme becerilerinizi geliştirmek için psikolojik danışmanlık alabilirsiniz. Tanı konmasını istiyorsanız, belirtileriniz çok yoğunsa, uykunuz ve işiniz ciddi biçimde bozulduysa ya da ilaç seçeneğini konuşmak istiyorsanız bir psikiyatri hekimine başvurmanızı öneririz. Birçok kişi iki desteği birlikte alır. Karar veremiyorsanız aile hekiminiz de size yol gösterebilir.

Sağlık haberlerinden ve dizilerden tamamen uzak durmalı mıyım?

Geçici olarak tetikleyici içerikleri sınırlamak işinize yarayabilir. Ancak her türlü sağlık konusundan sürekli kaçınmak, uzun vadede korkuyu büyütür. Daha sağlıklı yol, bu içeriklere kontrollü ve kısa sürelerle maruz kalıp kaygının kendiliğinden azaldığını görmektir. Bu adımları bir uzmanla planlamak süreci kolaylaştırır.

Çocuklarda da sağlık kaygısı görülür mü?

Evet, çocuklarda ve ergenlerde de sağlık kaygısı görülebilir. Çocuk karın ya da baş ağrısından sık yakınabilir, hasta olacağından korkup okula gitmek istemeyebilir ya da ebeveyninden sürekli güvence isteyebilir. Önce çocuk doktoruna başvurmak, ardından gerekirse çocuk ve ergenlerle çalışan bir uzmanla görüşmek yerinde olur.

Burak Uysal
Burak Uysal Psikolog

Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu. Serdivan'daki ofisinde çocuklar, ergenler, ebeveynler, yetişkinler ve çiftlerle psikolojik danışmanlık görüşmeleri yürütür.

Yayın: 15 Ekim 2026 Son güncelleme: 15 Ekim 2026 İçerik editörü: destek@burakuysal.org Hakkında daha fazla

Acil bir durumdaysanız kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa hemen 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun. Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi yerine geçmez.

Bu konuda destek

Benzer yazılar

WhatsApp ile yazın Instagram'da takip et@psikologburakuysal