Hemen randevu oluşturunOnline talep formu
Her gün 10.00 ile 19.00 arası, randevu ile @psikologburakuysal
Psikolog Burak Uysal

Travma Sonrası Stres Belirtileri: Yaşadıklarınız Geçmiyorsa

15 Ekim 202617 dakikalık okumaBurak Uysal
Bu sayfada (20 bölüm)
  1. Travma sonrası stres belirtileri nelerdir?
  2. Hangi olaylar travma sonrası strese yol açabilir?
  3. Olaydan sonraki ilk günlerde hangi tepkiler olağandır?
  4. Olağan tepki ile travma sonrası stres işaretleri arasındaki fark nedir?
  5. Yeniden yaşama belirtileri nasıl kendini gösterir?
  6. Kaçınma neden kısa vadede rahatlatıp uzun vadede zorlaştırır?
  7. Sürekli tetikte olmak ve irkilme ne anlama gelir?
  8. Travma sonrası stres uykuyu nasıl etkiler?
  9. Duygularınız ve kendinize bakışınız nasıl değişebilir?
  10. Belirtiler ne zaman başlar, ne kadar sürer?
  11. İlk haftalarda kendinize nasıl bakabilirsiniz?
  12. Haber ve görüntülerden neden uzak durmalısınız?
  13. Yakınınız travma yaşadıysa ona nasıl destek olabilirsiniz?
  14. Çocuklarda travma sonrası stres işaretleri nasıl farklıdır?
  15. TSSB tanısını kim koyar?
  16. Yıl dönümleri ve tetikleyici tarihler nasıl yönetilebilir?
  17. EMDR ve travma odaklı BDT nedir?
  18. Şiddet sürüyorsa güvenliğinizi nasıl sağlarsınız?
  19. Travma sonrası stres için ne zaman destek almalısınız?
  20. Sıkça sorulan sorular
Travma Sonrası Stres Belirtileri: Yaşadıklarınız Geçmiyorsa
Kısaca

Travma sonrası stres belirtileri; kaza, deprem, kayıp ya da şiddet gibi sarsıcı bir olaydan sonra olayı istemeden yeniden yaşama, hatırlatıcılardan kaçınma, sürekli tetikte olma ve uyku sorunları biçiminde ortaya çıkabilir. İlk haftalardaki yoğun tepkiler çoğu zaman olağandır ve zamanla azalır. Belirtiler bir aydan uzun sürüyor ve hayatı aksatıyorsa destek almak önemlidir. TSSB bir tanıdır ve tanıyı psikiyatri hekimi koyar.

Travma sonrası stres belirtileri nelerdir?

Travma sonrası stres belirtileri, sarsıcı bir olaydan sonra haftalarca süren dört ana işaret grubunda kendini gösterir: olayı istemeden yeniden yaşamak, hatırlatıcılardan kaçınmak, sürekli tetikte olmak ve duygularınızla kendinize bakışınızın olumsuz yönde değişmesi. Uyku sorunları, irkilme ve duygusal uyuşukluk da sık eşlik eder.

Bir kaza, deprem, ani bir kayıp ya da şiddet deneyiminden sonra ilk günlerde yoğun tepkiler vermek son derece insanidir. ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü (NIMH), insanların çoğunun bu tepkilerden zamanla toparlandığını belirtir. Dikkat etmeniz gereken durum, tepkilerin haftalar geçmesine rağmen azalmaması ve günlük hayatı aksatmasıdır.

Bu yazıda olağan ilk tepkileri haftalar sonra süren işaretlerden nasıl ayırabileceğinizi ve ilk haftalarda kendinize nasıl bakabileceğinizi anlatıyorum. Önemli bir not: Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) bir tanıdır ve bu tanıyı psikiyatri hekimi koyar. Buradaki işaretler kendinize bir etiket koymanız için değil, yaşadıklarınızı anlamanız ve gerektiğinde doğru desteğe ulaşmanız içindir.

Yazıyı okurken zorlandığınızı fark ederseniz ara vermekten çekinmeyin. Bir bardak su için, birkaç kez yavaşça nefes alıp verin ve kendinizi hazır hissettiğinizde devam edin.

Hangi olaylar travma sonrası strese yol açabilir?

Hayatınızı, bedeninizi ya da sevdiğiniz birinin güvenliğini tehdit eden, yoğun korku ve çaresizlik yaşatan her olay travma sonrası strese zemin hazırlayabilir. İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS) şu örnekleri sayar:

  • Ciddi ya da hayati tehlike yaratan bir kaza
  • Fiziksel ya da cinsel saldırı
  • Çocuklukta ya da aile içinde yaşanan istismar ve şiddet
  • Yoğun bakım gerektiren ağır bir hastalık süreci
  • Zor bir doğum ya da bebeğin kaybı
  • Savaş ve çatışma ortamları
  • Polis, sağlık çalışanı ya da acil yardım personeli gibi zorlu olaylarla sık karşılaşan meslekler

NHS ayrıca olayı bizzat yaşamanın şart olmadığını vurgular. Bir olaya tanık olmak ya da çok yakın bir kişinin başına geldiğini öğrenmek de benzer tepkilere yol açabilir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de savaş, kaza ve cinsel şiddetin yanında deprem gibi doğal afetleri olası travmatik olaylar arasında sayar.

Aynı olayı yaşayan iki kişinin tepkileri çok farklı olabilir. Bu, birinin güçlü, diğerinin zayıf olduğu anlamına gelmez. Olayın şiddeti, öncesindeki yaşam yükü, aldığınız destek ve o anki koşullar tepkinin biçimini belirler.

Olaydan sonraki ilk günlerde hangi tepkiler olağandır?

Sarsıcı bir olaydan sonraki ilk günlerde ve haftalarda şok, korku, üzüntü, öfke ve suçluluk gibi yoğun duygular yaşamak olağandır. NIMH de kaygı, üzüntü, öfke, odaklanma ve uyku güçlüğü ile olayı sık sık düşünmeyi yaygın tepkiler arasında sayar. Bu dönemde şunları yaşayabilirsiniz:

  • Olanlara inanamama, donukluk ya da her şeyin bir rüya gibi gelmesi
  • Ani ağlama krizleri ya da hiç ağlayamama
  • Olayı zihinde tekrar tekrar canlandırmak
  • Uykuya dalmakta zorlanmak, sık uyanmak
  • İştahın azalması ya da artması
  • Küçük seslerle irkilmek, sürekli gerginlik
  • “Bir şey yapabilir miydim?” sorusuyla gelen suçluluk

Bu tepkiler zihnin ve bedenin olağanüstü bir olayı sindirme çabasıdır; bir bozukluğun işareti olmak zorunda değildir. DSÖ, olası travmatik olaylar yaşayan insanların çoğunun sıkıntı yaşasa da zamanla doğal olarak toparlandığını belirtir.

Bu dönemde kendinizi hemen “normale dönmeye” zorlamanız gerekmez. Zorlu bir olayın ardından yorgun, dalgın ya da hassas olmak, beden ve zihnin dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu gösterir. Bazı günler iyi, bazı günler daha zor geçebilir; bu dalgalanma da toparlanmanın olağan bir parçasıdır.

Olağan tepki ile travma sonrası stres işaretleri arasındaki fark nedir?

Temel fark süre ve seyirdir: olağan tepkiler haftalar içinde yavaş yavaş azalır, travma sonrası stres işaretleri ise bir aydan uzun sürer, kimi zaman artar ve günlük hayatı aksatır. Aşağıdaki tablo bu farkı özetliyor:

ÖlçütOlağan ilk tepkiDikkat isteyen işaretler
Süreİlk günler ve haftalarBir aydan uzun süren ya da aylar sonra başlayan belirtiler
SeyirYoğunluğu giderek azalırAynı kalır ya da zamanla artar
AnılarOlayı düşünmek acı verir ama kontrol edilebilirAnılar istemeden, canlı biçimde ve sanki yeniden oluyormuş gibi gelir
KaçınmaBir süre olay yerinden uzak durmakHayatı daraltan, giderek genişleyen kaçınma
UykuBirkaç gece bölünmüş uykuHaftalarca süren kabuslar ve uykusuzluk
Günlük hayatKısa bir aranın ardından iş ve ilişkiler sürerİş, ilişki ve sorumluluklarda belirgin aksama

DSÖ, travmatik bir olaydan sonra sıkıntı yaşamanın yaygın olduğunu ve bunun tek başına TSSB anlamına gelmediğini vurgular. TSSB'den söz edebilmek için yeniden yaşama, kaçınma ve aşırı uyarılmışlık belirtilerinin belirgin sıkıntı yaratması ve aile, sosyal, okul ya da iş hayatını aksatması gerekir.

Yeniden yaşama belirtileri nasıl kendini gösterir?

Yeniden yaşama, olayın anılarının istemeden ve çoğu zaman bütün canlılığıyla geri gelmesidir. Kişi o anı yalnızca hatırlamakla kalmaz, sanki yeniden yaşıyormuş gibi hisseder.

DSÖ'ye göre bu anılar görüntü, ses, koku ya da bedensel duyumlar biçiminde gelebilir ve yoğun korku eşlik eder. Örneğin bir deprem yaşamış biri, ağır bir araç geçtiğinde zeminin titremesiyle bir anda o geceye dönebilir. Kaza yaşamış biri ise fren sesini duyduğunda kalbinin hızlandığını, ellerinin terlediğini fark edebilir.

  • İstemeden zihne giren görüntüler ve anılar
  • Olayla ya da genel bir tehlikeyle ilgili tekrarlayan kabuslar
  • Geçmişe dönüşler: kısa bir an için olay yeniden oluyormuş gibi hissetmek
  • Hatırlatıcılar karşısında çarpıntı, terleme, mide bulantısı gibi bedensel tepkiler

Bu anlar korkutucu olabilir; ancak bir anının şimdi olmadığını kendinize hatırlatmak mümkündür. Böyle bir anda ayaklarınızın yere bastığını hissetmek, çevrenizde gördüğünüz beş nesneyi saymak ya da bulunduğunuz yeri yüksek sesle söylemek sizi şimdiki ana geri getirmeye yardımcı olur. Tetikleyicilerinizin kısa bir listesini çıkarmak da yararlıdır. Hangi ses, koku, yer ya da saatlerin anıları canlandırdığını bilmek, o anlara hazırlıklı girmenizi sağlar ve ani korku hissini azaltır.

Kaçınma neden kısa vadede rahatlatıp uzun vadede zorlaştırır?

Kaçınma, olayı hatırlatan yerlerden, kişilerden, konuşmalardan ve hatta düşüncelerden uzak durmaktır. Kısa vadede anıların acısını hafifletir, ama uzun vadede onları güçlendirir.

DSÖ, kaçınma stratejilerinin zamanla yeniden yaşama belirtilerini farkında olmadan yoğunlaştırabildiğini ve böylece TSSB'nin sürmesine katkıda bulunabildiğini belirtir. Çünkü zihin, hiç yüzleşmediği anıyı “hâlâ tehlikeli” olarak saklamaya devam eder. Günlük hayatta kaçınma şu biçimlerde görünebilir:

  • Kazadan sonra araba kullanmayı ya da arabaya binmeyi bırakmak
  • Olayın yaşandığı semtten, sokaktan geçmemek
  • Olay açıldığında konuyu hemen değiştirmek
  • Duyguları hissetmemek için kendini sürekli meşgul etmek
  • Uyuşmak için alkole ya da başka maddelere yönelmek

Kaçınmanın bir kısmı ilk haftalarda koruyucudur. Önemli olan, kaçınmanın hayatınızı ne kadar daralttığıdır. Kaçındığınız alanlar her ay biraz daha genişliyorsa, bu bir uzmanla konuşmanın zamanı geldiğini gösterir. Bu noktada amaç kendinizi bir anda en zor hatırlatıcıyla yüzleşmeye zorlamak değildir. Bu süreci, travma alanında eğitim almış bir uzmanla adım adım ve güvenli bir çerçevede planlamak çok daha sağlıklıdır.

Sürekli tetikte olmak ve irkilme ne anlama gelir?

Sürekli tetikte olmak, beden ve zihnin tehlike geçtikten sonra da alarm durumunda kalmasıdır. Kişi güvende olsa bile çevresini tarar ve en küçük seste irkilir.

DSÖ bu durumu, gerçek bir risk yokken bile süren yüksek bir tehlike hissi olarak tanımlar. Kişi kalabalık bir yerde sırtını duvara vererek oturmaya ihtiyaç duyabilir, kapıyı sürekli gözünün önünde tutmak isteyebilir. Ani hareketler ya da yüksek sesler aşırı bir korku tepkisine yol açabilir.

Bu alarm hâli zamanla çevreye de yansır. Kişi daha sinirli, sabırsız ve gergin olur; odaklanmakta zorlanır. Yakınları bazen bu değişikliği kişilikle açıklamaya çalışır. Oysa bu, sinir sisteminin hâlâ tehlike sinyali vermesinin sonucudur. Güvenli deneyimler biriktikçe bu alarm hâli de çoğu zaman yavaş yavaş yatışır.

Alarmı yatıştırmak için bedenle çalışmak çoğu zaman sözden daha hızlı sonuç verir. Yavaş ve uzun nefes vermek, kasları sırayla gerip gevşetmek ya da düzenli yürüyüşler yapmak sinir sistemine güvende olduğunuzu hatırlatır. Kafein ve enerji içeceklerini azaltmak da bedenin zaten yüksek olan uyarılmışlığını bir parça düşürebilir.

Travma sonrası stres uykuyu nasıl etkiler?

Travma sonrası stres uykuyu çoğu zaman üç yoldan etkiler: uykuya dalmayı zorlaştırır, gece sık uyanmaya neden olur ve kabuslarla uykunun dinlendirici olmasını engeller.

Bazı kişiler kabus göreceği için uyumaktan korkar ve yatma saatini sürekli erteler. Bazıları ise ancak ışık açıkken ya da birinin yanında uyuyabilir. Uykusuzluk da gün içinde gerginliği, unutkanlığı ve irkilmeyi artırır; böylece döngü kendini besler. Şu küçük adımlar uykuya destek olabilir:

  • Uyku saatiniz değişse bile her gün aynı saatte kalkmaya çalışın.
  • Yatmadan önceki bir saati ekransız ve sakin geçirin.
  • Gece haber ve sosyal medya takibini bırakın.
  • Kabustan uyanırsanız ışığı açın, odanızda ve güvende olduğunuzu kendinize söyleyin.
  • Uyumak için alkole başvurmayın; alkol uykunun kalitesini bozar.

Uyku sorunları haftalardır sürüyorsa bunu mutlaka hekiminizle de paylaşın. Uyku ilacıyla ilgili kararları yalnızca hekim verebilir. Kabuslarınızı kısaca not etmek de işe yarar. Bu notlar, bir uzmanla görüştüğünüzde uykunuzun nasıl etkilendiğini anlatmanızı kolaylaştırır.

Duygularınız ve kendinize bakışınız nasıl değişebilir?

Travmadan sonra pek çok kişi kendine, başkalarına ve dünyaya bakışının değiştiğini fark eder. Suçluluk, utanç, öfke ya da hiçbir şey hissedememe sık rastlanan değişimlerdir. NHS, yetişkinlerde şu işaretlere dikkat çeker:

  • Kendiniz hakkında olumsuz inançlar: “Güçsüzüm”, “Başıma gelenler benim suçum”
  • Eskiden keyif aldığınız şeylere ilginin azalması
  • İnsanlardan uzaklaşma, iletişimin azalması
  • Kendinizden ve çevrenizden kopuk hissetme
  • Duyguları kontrol etmekte zorlanma ya da hiç duygu yaşamama
  • Belirgin bir bedensel nedeni olmayan baş ağrıları, mide şikâyetleri ya da ağrılar

Bu değişimler çoğu zaman sessizdir ve dışarıdan fark edilmez. Kişi işine gider, evine döner, ama içinde bir şeylerin söndüğünü hisseder. Yakınları ise onu yalnızca “biraz durgun” bulabilir. Bu nedenle yakınlarınızın sizde fark ettiği küçük değişiklikleri dinlemek, kendi durumunuzu görmenize yardımcı olabilir.

Çökkün ruh hâli haftalardır sürüyorsa ve umutsuzluk ağırlaşıyorsa travmaya depresyon da eşlik ediyor olabilir. DSÖ de TSSB yaşayan kişilerde depresyon ve kaygı sorunlarının sık eşlik ettiğini belirtir. Bu konuda depresyon belirtileri sayfamız size yol gösterebilir.

Belirtiler ne zaman başlar, ne kadar sürer?

Belirtiler çoğunlukla olaydan hemen sonra ya da ilk bir ay içinde başlar; ancak bazı kişilerde aylar, hatta yıllar sonra ortaya çıkabilir. DSÖ ilk bir ayı vurgularken NHS, belirtilerin olaydan çok sonra da başlayabildiğini belirtir.

Gecikmeli başlangıç kafa karıştırıcı olabilir. Örneğin bir kazadan sonra aylarca iyi görünen biri, kazanın yıl dönümünde, benzer bir haber izlediğinde ya da hayatında yeni bir stres başladığında belirtilerin birden alevlendiğini fark edebilir.

Süre konusunda umut veren bir bilgi de var: NHS, TSSB'nin çoğu kişide zamanla düzeldiğini, ancak bazı kişilerde belirtilerin daha ağır ve uzun sürebildiğini belirtir. NICE kılavuzu da olaydan sonraki ilk ay içinde eşik altı belirtileri olan kişiler için “aktif izlem” önerir; yani belirtilerin bir uzman tarafından takip edilmesini ve bir ay içinde yeniden görüşmeyi.

Bu nedenle ilk haftalarda belirtilerin seyrini izlemek önemlidir. Kısa notlar almak, hangi işaretlerin azaldığını, hangilerinin sürdüğünü görmenizi kolaylaştırır. Örneğin her akşam uyku, kabus, irkilme ve kaygı düzeyinizi 0 ile 10 arasında puanlamak, birkaç hafta sonra seyrin yönünü açıkça gösterir.

İlk haftalarda kendinize nasıl bakabilirsiniz?

İlk haftalarda en önemli şey güvende olmak, temel ihtiyaçlarınızı karşılamak ve kendinizi zorlamadan destekleyici insanlarla bağ kurmaktır. Şu adımlar bu dönemde yol gösterebilir:

  1. Güvenliğinizi sağlayın: Fiziksel olarak güvende olduğunuz bir yerde kalın ve kendinize bunu hatırlatın.
  2. Temel ihtiyaçları ihmal etmeyin: Düzenli su için, küçük öğünler yiyin, dinlenmeye zaman ayırın.
  3. Güvendiğiniz bir kişiyi yakınınızda tutun: Konuşmak istemeseniz bile birinin yanınızda olması rahatlatır.
  4. Basit bir günlük düzen kurun: Kalkış, yemek ve yürüyüş saatleri gibi küçük sabitler belirleyin.
  5. Haber ve görüntülerden uzak durun: Olayla ilgili videoları tekrar tekrar izlemeyin.
  6. Duygularınıza izin verin: Ağlamak, öfkelenmek ya da bir süre hiçbir şey hissetmemek olağandır.
  7. Alkol ve benzeri maddelerle duyguları bastırmaktan kaçının.
  8. Kendinizi anlatmaya zorlamayın: Hazır olduğunuzda, istediğiniz kadarını paylaşın.

DSÖ, olası travmatik bir olaydan sonra aile, arkadaşlar ya da başka insanlardan destek görmenin TSSB gelişme riskini azaltabildiğini belirtir. Yani yalnız kalmamak, bu dönemin en koruyucu adımlarından biridir.

Haber ve görüntülerden neden uzak durmalısınız?

Olayla ilgili haberleri ve görüntüleri tekrar tekrar izlemek, zihnin alarm sistemini her seferinde yeniden çalıştırır ve yatışma sürecini uzatır.

Bir deprem, kaza ya da saldırının ardından sosyal medya akışı çoğu zaman aynı görüntülerle dolar. Her yeni video, bedeniniz için olayı küçük bir tekrar gibi yaşatabilir. Üstelik bu görüntüler bazen olayı doğrudan yaşamamış kişilerde bile yoğun bir sıkıntı yaratır. Şu sınırlar işinize yarayabilir:

  • Haberleri günde bir ya da iki kez, güvenilir ve resmi bir kaynaktan kontrol edin.
  • Otomatik oynatılan videoları kapatın.
  • Yatmadan önceki saatlerde haber takibini bırakın.
  • Olayla ilgili mesaj gruplarında bildirimleri sessize alın.
  • Çocukların yanında olay görüntülerini açmayın.

Çocukların bu tür haberlerden nasıl etkilendiğini ve onlarla nasıl konuşabileceğinizi savaş haberleri çocukları nasıl etkiler yazımızda ayrıntılı anlattık. Oradaki ilkeler deprem ve kaza haberleri için de büyük ölçüde geçerlidir. Afetten etkilenen bir bölgede yaşıyorsanız resmi duyuruları takip etmeniz elbette gereklidir. Bu durumda bilgiyi tek bir resmi kaynaktan almak ve görüntülü içeriklerden uzak durmak iyi bir dengedir.

Yakınınız travma yaşadıysa ona nasıl destek olabilirsiniz?

En değerli destek, yargılamadan dinlemek, pratik ihtiyaçlarda yardım etmek ve kişiyi konuşmaya zorlamadan yanında olduğunuzu hissettirmektir. Şu yaklaşımlar işe yarar:

  • “Geçmişte kaldı, unut artık” gibi cümleler yerine “Ne zaman istersen dinlerim” deyin.
  • Yemek, ulaşım ya da çocuk bakımı gibi gündelik işlerde somut yardım teklif edin.
  • Öfke ya da sinirlilik patlamalarını kişisel algılamamaya çalışın.
  • Olayın ayrıntılarını sorgulamaktan kaçının; anlatmak isterse dinleyin.
  • Kendi sınırlarınızı ve dinlenme ihtiyacınızı da gözetin.

Yakınınız kendine zarar verme düşüncelerinden söz ediyorsa bu konuyu açıkça sormaktan çekinmeyin. Böyle bir soru düşünceyi artırmaz; aksine kişinin yükünü paylaşmasına alan açar. Acil bir risk varsa 112'yi arayın.

Destek olan kişinin de zorlanması çok doğaldır. Yakınınızın acısına tanıklık etmek sizi de yorabilir. Bu nedenle kendi duygularınızı paylaşabileceğiniz birini bulmanız da önemlidir. Uzun süre bir yakınına bakım veren kişilerde de yorgunluk, uykusuzluk ve gerginlik görülebilir; bu belirtiler sizin de desteğe ihtiyacınız olduğunu gösterir.

Çocuklarda travma sonrası stres işaretleri nasıl farklıdır?

Çocuklar yaşadıklarını çoğu zaman sözle değil; oyun, beden ve davranışla anlatır. Bu yüzden travma sonrası stres işaretleri onlarda yetişkinlerden farklı görünebilir. NHS çocuklarda şu işaretleri sayar:

  • Olayla ilgili rüyalar ya da zamanla canavarlı kabuslara dönüşen korkulu düşler
  • Olayı oyunla yeniden canlandırma, örneğin oyuncak arabalarla kaza sahnesi kurmak
  • Tek başına uyumayı reddetme ve diğer uyku güçlükleri
  • Daha önce kuru kalan çocukta yeniden alt ıslatma
  • Eskiden sevdiği şeylere ilginin azalması
  • Ölüm hakkında sık konuşma
  • Sık karın ve baş ağrısı şikâyetleri

DSÖ, küçük çocukların olanlar için çoğu zaman haksız yere kendilerini suçladığını belirtir. Bu yüzden çocuğa olanın onun suçu olmadığını açıkça ve tekrar tekrar söylemek önemlidir. Bir kayıptan sonra çocukla nasıl konuşabileceğinizi ölümü çocuğa nasıl anlatmalı yazımızda bulabilirsiniz.

Belirtiler birkaç hafta içinde azalmıyorsa ya da çocuğun okul ve oyun hayatını aksatıyorsa çocuk ve ergen psikolojik danışmanlığı hakkında bilgi alabilirsiniz. Tanı gerektiren durumlarda ise bir çocuk psikiyatrisi hekimine başvurmanızı öneririz.

TSSB tanısını kim koyar?

TSSB tanısını psikiyatri hekimi koyar; ilaç gerekip gerekmediğine de yalnızca hekim karar verir. Psikologlar tıbbi tanı koymaz ve ilaç yazmaz.

NHS'ye göre değerlendirme sırasında uzman ruh hâlinizi, davranışlarınızı, sağlık durumunuzu ve aile öykünüzü sorar. Değerlendirme bir sınav değildir. Hatırlayamadığınız ayrıntılar ya da anlatmaya hazır olmadığınız bölümler olabilir ve bu da olağandır.

NHS, kompleks TSSB adı verilen bir tablodan da söz eder. Bu tablo belirtiler açısından TSSB'ye büyük ölçüde benzer, ancak çoğunlukla çocukluk çağı istismarı ya da ihmali, uzun süren aile içi şiddet ya da tekrar tekrar şiddete tanık olmak gibi süregen deneyimlerden sonra ortaya çıkar. Bu ayrımı da yalnızca bir uzman değerlendirmesi netleştirebilir.

Unutmayın, travma sonrası stres işaretleri yaşayan herkes tanı almaz. Bazı kişilerde belirtiler tanı ölçütlerini karşılamaz ama yine de hayatı zorlaştırır. Bu durumda da destek almak için geçerli bir nedeniniz vardır.

Kime başvuracağınızdan emin değilseniz kime başvurmalıyım aracı birkaç soruyla size yol gösterebilir.

Yıl dönümleri ve tetikleyici tarihler nasıl yönetilebilir?

Olayın yıl dönümü, bayramlar ya da kaybedilen kişinin doğum günü gibi tarihler, belirtiler azalmış olsa bile duyguları yeniden canlandırabilir. Bu tepkiler bir gerileme değil, anının hâlâ anlamlı olduğunun işaretidir. NICE kılavuzu da destek süreçlerinde yıl dönümleri gibi önemli tarihlerin önceden planlanmasına dikkat çeker.

  1. Tarihi önceden fark edin ve o günün size neler hissettirebileceğini kabul edin.
  2. O gün için hafif bir program yapın; yoğun iş ya da kalabalık ortamlardan kaçınabilirsiniz.
  3. Güvendiğiniz bir kişiyle o günü nasıl geçirmek istediğinizi konuşun.
  4. Anmak istiyorsanız size iyi gelen küçük bir ritüel belirleyin: bir yürüyüş, bir mektup ya da bir dua.
  5. Gün bittiğinde kendinize nazik davranın ve yaşadığınız duyguları yargılamayın.

Yıl dönümü yaklaşırken belirtilerde bir artış fark ederseniz bunu önceden bir uzmanla konuşmak da iyi bir hazırlıktır. Böylece o günü tek başınıza karşılamak zorunda kalmazsınız.

EMDR ve travma odaklı BDT nedir?

EMDR (göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme) ile travma odaklı bilişsel davranışçı terapi, TSSB için en çok araştırılan psikoterapi yöntemleri arasındadır. NHS ikisini de TSSB'de başvurulan başlıca yaklaşımlar arasında sayar.

NICE kılavuzu, yetişkinlerde travma odaklı BDT'yi ve belirli koşullarda EMDR'ı önerilen psikolojik yaklaşımlar arasında gösterir; 7 ile 17 yaş arasındaki çocuk ve gençler için de travma odaklı BDT'yi önerir. Her iki yöntem de travmatik anıyı güvenli bir çerçevede işlemeyi ve olayla ilgili zorlayıcı inançları gözden geçirmeyi hedefler.

Bu yöntemleri ilgili eğitimi almış ve psikoterapi uygulama yetkisi olan uzmanlar yürütür. Psikolog Burak Uysal'ın ofisindeki görüşmeler psikolojik danışmanlık kapsamındadır; EMDR ya da travma odaklı bir psikoterapi gerektiğini düşündüğümüz durumlarda sizi psikiyatri hekimine ve bu alanda yetkili uzmanlara yönlendiririz. Ayrıntı için EMDR nedir ve bilişsel davranışçı terapi nedir rehberlerimize bakabilirsiniz.

Şiddet sürüyorsa güvenliğinizi nasıl sağlarsınız?

Şiddet hâlâ sürüyorsa önceliğiniz duygusal toparlanma değil, güvenliğinizdir. Çünkü tehlike devam ederken zihnin sakinleşmesini beklemek gerçekçi değildir. Şu adımlar güvenliğiniz için yol gösterir:

  • Acil bir tehlike varsa 112'yi arayın.
  • Aile içi şiddet ya da kadınlara, çocuklara ve engelli bireylere yönelik şiddet ve istismar durumlarında ALO 183 Sosyal Destek Hattı'na ulaşabilirsiniz.
  • Kadınlar, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün KADES (Kadın Destek) uygulamasıyla telefonlarından hızlıca yardım çağırabilir.
  • Güvendiğiniz bir yakınınızı durumdan haberdar edin ve gerekirse gidebileceğiniz güvenli bir yer belirleyin.
  • Önemli belgelerinizi ve telefon numaralarını kolay ulaşabileceğiniz bir yerde tutun.

Evde şiddete tanık olan çocuklar da doğrudan şiddet görmüş kadar etkilenebilir. Çocuğunuzu güvenli bir ortama almak, ona olanların onun suçu olmadığını söylemek ve sakin bir yetişkinin yanında olduğunu hissettirmek ilk ve en önemli adımlardır.

Travma sonrası stres için ne zaman destek almalısınız?

Belirtiler olaydan sonra bir aydan uzun sürüyorsa, azalmak yerine artıyorsa ya da işinizi, ilişkilerinizi ve uykunuzu belirgin biçimde etkiliyorsa destek almanın zamanı gelmiştir. Aşağıdaki durumlarda bir uzmanla görüşmeyi ertelememeniz iyi olur:

  • Kabuslar ve geçmişe dönüşler haftalardır sürüyor.
  • Kaçınma yüzünden işe gidemiyor, araba kullanamıyor ya da evden çıkamıyorsunuz.
  • Duygularınızı yatıştırmak için alkol ya da başka maddelere yöneliyorsunuz.
  • Yakınlarınızla ilişkileriniz belirgin biçimde bozuldu.
  • Umutsuzluk ya da kendinize zarar verme düşünceleri yaşıyorsunuz; bu durumda 112'yi arayın.

Sakarya psikolog arayışınızda Psikolog Burak Uysal ile Serdivan ofisinde yüz yüze ya da uygun durumlarda online görüşebilirsiniz. Görüşmelerde yaşadıklarınızın günlük hayatınıza etkisini birlikte ele alırız. Baş etme becerilerinizi güçlendirmeye ve gerektiğinde doğru uzmana ulaşmanıza odaklanırız. Süreç hakkında yetişkin psikolojik danışmanlığı sayfamızda bilgi bulabilirsiniz.

Hazır hissettiğinizde online randevu formunu doldurabilirsiniz. Randevu talep formunu doldurmak bir ödeme yükümlülüğü doğurmaz; ofisimiz sizi arayarak uygun gün ve saati birlikte planlar.

Sıkça sorulan sorular

Travma sonrası stres kendiliğinden geçer mi?

Pek çok kişide zamanla belirgin biçimde hafifler. NHS, TSSB'nin çoğu kişide zamanla düzeldiğini, bazı kişilerde ise belirtilerin daha uzun ve ağır sürebildiğini belirtir. Belirtiler bir aydan uzun sürüyorsa, azalmıyorsa ya da hayatınızı daraltıyorsa beklemek yerine bir uzmanla konuşmak, toparlanma sürecinizi kolaylaştırır ve yalnız kalmamanızı sağlar.

Olayın bazı anlarını hatırlayamamam normal mi?

Evet, yoğun stres altında yaşanan olaylarda hafıza boşlukları sık görülen bir durumdur. NHS, travmatik olayı tam olarak hatırlayamamayı TSSB işaretleri arasında da sayar. Boşlukları doldurmak için kendinizi zorlamanız gerekmez. Hatırladıklarınız zamanla değişebilir; bunu bir uzmanla güvenli bir ortamda konuşmak, zorlamadan anlam bulmanıza yardımcı olur.

Yıllar önce yaşadığım bir olay bugün beni etkileyebilir mi?

Evet, etkileyebilir. NHS, belirtilerin olaydan hemen sonra başlayabildiği gibi aylar hatta yıllar sonra da ortaya çıkabildiğini belirtir. Yeni bir kayıp, benzer bir olay, bir yıl dönümü ya da hayatınızdaki büyük bir değişiklik eski anıları canlandırabilir. Bu durumu zayıflık olarak görmeyin; destek almak için hiçbir zaman geç değildir.

Depremden sonra her sallantıda korkmak TSSB anlamına mı gelir?

Tek başına bu anlama gelmez. Büyük bir depremden sonra küçük sarsıntılarda ya da ağır araç geçişlerinde irkilmek çok yaygın ve anlaşılır bir tepkidir. Korku haftalar içinde azalıyorsa bu çoğu zaman olağan bir uyum sürecidir. Korku artıyor, uykunuzu ve günlük hayatınızı belirgin biçimde kısıtlıyorsa bir uzmanla görüşmek faydalı olur.

TSSB'de ilaç kullanmak gerekir mi?

Bu kararı yalnızca psikiyatri hekimi sizinle birlikte verebilir. NHS, TSSB'de travma odaklı psikolojik yaklaşımların yanında bazı antidepresan ilaçları da seçenekler arasında sayar. Bazı kişiler ilaç kullanmadan ilerlerken bazıları için ilaç sürecin bir parçası olur. Psikologlar ilaç önermez ve yazmaz; bu konudaki sorularınızı hekiminize iletmeniz en doğrusudur.

Travma yaşamış bir yakınımla olay hakkında konuşmalı mıyım?

Konuşmayı onun temposuna bırakmak en doğru yaklaşımdır. Olayı anlatmak isterse sözünü kesmeden ve yargılamadan dinleyin; istemiyorsa ısrar etmeyin. Bazen birlikte yürüyüşe çıkmak ya da sessizce yanında oturmak, soru sormaktan daha çok iyi gelir. Ona kapınızın açık olduğunu düzenli olarak hissettirmeniz yeterlidir.

Burak Uysal
Burak Uysal Psikolog

Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu. Serdivan'daki ofisinde çocuklar, ergenler, ebeveynler, yetişkinler ve çiftlerle psikolojik danışmanlık görüşmeleri yürütür.

Yayın: 15 Ekim 2026 Son güncelleme: 15 Ekim 2026 İçerik editörü: destek@burakuysal.org Hakkında daha fazla

Acil bir durumdaysanız kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa hemen 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun. Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi yerine geçmez.

Bu konuda destek

Benzer yazılar

WhatsApp ile yazın Instagram'da takip et@psikologburakuysal