Bu sayfada (23 bölüm)
- Doomscrolling Nedir?
- Doomscrolling Neden Bu Kadar Çekici Gelir?
- Algoritmalar Doomscrolling'i Nasıl Besler?
- Doomscrolling Belirtileri Nelerdir?
- Doomscrolling Zihinsel Sağlığı Nasıl Etkiler?
- Doomscrolling Sırasında Bedeninizde Neler Olur?
- Doomscrolling Uykuyu Nasıl Etkiler?
- Doomscrolling Odaklanma ve Üretkenliği Nasıl Etkiler?
- Doomscrolling ile Haberdar Olmak Arasındaki Fark Nedir?
- Doomscrolling Kimlerde Daha Sık Görülür?
- Doomscrolling ile İlgili Hangi Yanlış Bilgiler Yaygın?
- Doomscrolling Alışkanlığınızı Nasıl Fark Edersiniz?
- Doomscrolling Alışkanlığıyla Nasıl Çalışabilirsiniz?
- Doomscrolling'i Tamamen Bırakmak Gerekir mi?
- Çocuklar ve Gençlerde Doomscrolling Nasıl Görünür?
- Doomscrolling Tükenmişlikle Nasıl İlişkilidir?
- Aile ve Arkadaş Ortamında Doomscrolling Nasıl Görünür?
- Doomscrolling Aşırı Düşünmeyle Nasıl Beslenir?
- Doomscrolling Hakkında Hangi Sorular Sıkça Sorulur?
- Ne Zaman Destek Almalısınız?
- Psikolojik Danışmanlıkta Doomscrolling ile Nasıl Çalışılır?
- Doomscrolling Fark Ettiğinizde İlk Adımınız Ne Olmalı?
- Sıkça sorulan sorular

Doomscrolling, kötü ve kaygı verici haberleri durmadan kaydırarak tüketme alışkanlığıdır. Beynin tehdide verdiği doğal dikkat ile platform tasarımlarının birleşiminden beslenir. Kaygı, uyku sorunları ve çaresizlik hissiyle ilişkilendirilir. Belirli zaman sınırları koymak, tetikleyicileri fark etmek ve gerektiğinde psikolojik danışmanlık desteğiyle bu örüntü zamanla hafifleyebilir.
Doomscrolling Nedir?
Doomscrolling; kötü, kaygı verici ya da olumsuz haberleri art arda, durmadan kaydırarak tüketme alışkanlığıdır. Bu terim “kıyamet” anlamındaki “doom” ile kaydırmayı ifade eden “scrolling” kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir. Kişi kendini kötü hissetmesine rağmen telefonu elinden bırakamaz ve bir kötü haberden diğerine geçmeye devam eder.
Danışmanlığıma “gece yatağa yatıyorum, telefonu elime alıyorum ve bir anda bir saat geçmiş oluyor, hem de hiçbiri beni mutlu etmiyor” diyerek gelen pek çok kişi oldu. Bu örüntü, meraktan daha fazlasıdır; beynin olumsuz bilgiye verdiği otomatik bir tepkiyi yansıtır.
Şimdi doomscrolling'in ne olduğunu, neden bu kadar çekici geldiğini, zihinsel sağlığı nasıl etkilediğini ve bu alışkanlıkla nasıl çalışabileceğinizi ele alacağım.
Bu görüşmelerde ilk amacım, onları yargılamak değil, kendi dijital alışkanlıklarını meraklı bir gözle incelemelerine yardımcı olmaktır. Çoğu zaman bu bakış açısı değişikliği bile, kendi başına rahatlatıcı bir etki yaratır.
Doomscrolling Neden Bu Kadar Çekici Gelir?
İnsan beyni, binlerce yıllık evrimsel geçmişinden ötürü tehdit içeren bilgiye öncelik verecek şekilde şekillenmiştir. Bir zamanlar bu, yırtıcı bir hayvanı ya da düşman bir kabileyi fark etmek anlamına gelirdi; bugün ise bu dikkat, kötü haber akışlarına yönelir.
Bu eski alarm sistemi, günümüz dünyasında artık işlevsiz bir biçimde çalışır; gerçek bir tehlike olmadığı hâlde beyin, ekrandaki bir haberi de benzer bir aciliyetle değerlendirmeye devam eder.
Bu sistemi tamamen kapatamazsınız; ancak ona nasıl tepki vereceğinizi seçme gücünüz vardır.
Sosyal medya platformları da bu eğilimi beslemek üzere tasarlanmıştır. Algoritmalar, kullanıcıyı en uzun süre ekranda tutan içeriği öne çıkarır; bu içerik genellikle duygusal olarak yoğun, çoğu zaman olumsuz haberlerdir.
Bu iki etken bir araya geldiğinde, kişi kendini sürekli “bir sonraki haberi kaçırmamak” zorunda hisseder; bu da akışı kapatmayı zorlaştıran bir döngü yaratır.
Bu döngü, kişinin kendi kontrolünde değilmiş gibi hissettirebilir; oysa döngünün nasıl işlediğini anlamak, size üzerinde gerçek bir etkiniz olduğunu hatırlatır.
Böyle bir anlayış, sizi çaresiz bir izleyiciden, kendi dikkatinin bilinçli bir yöneticisine dönüştürür.
Algoritmalar Doomscrolling'i Nasıl Besler?
Sosyal medya ve haber uygulamalarının algoritmaları, kullanıcının geçmiş etkileşimlerini izler ve ona en çok dikkat çekecek içeriği sunar. Duygusal olarak yoğun içerikler, özellikle öfke ve korku uyandıranlar, genellikle en çok etkileşim alır.
Bu nedenle akış, sizi sakinleştirecek dengeli haberler yerine, sizi ekranda tutacak en çarpıcı ve kaygı verici içerikleri öne çıkarma eğilimindedir. Bu, kasıtlı bir kötülük değil, platformların gelir modelinin doğal bir sonucudur.
Bu mekanizmayı bilmek, kendinizi suçlamak yerine sistemin nasıl çalıştığını anlamanıza yardımcı olur. Akışın sizi belirli bir yöne çekecek şekilde tasarlandığını fark etmek, ona karşı daha bilinçli bir mesafe koymanızı kolaylaştırır.
Doomscrolling Belirtileri Nelerdir?
Doomscrolling bir tanı değil, bir davranış örüntüsüdür; ancak bazı belirtiler bu örüntünün sizde ne kadar yerleştiğine dair ipucu verebilir.
- Telefonu elinize aldığınızda niyetinizin ötesine geçip saatlerce haber akışında kaybolmak
- Haberleri okuduktan sonra kendinizi daha kaygılı, çaresiz ya da bitkin hissetmek
- Uyumadan hemen önce ya da uyandığınızda ilk iş olarak kötü haberlere bakmak
- “Bir dakika bakayım” diyerek başlayıp uzun süre akışı kapatamamak
- Haber akışını kapattıktan sonra bile zihninizin okuduklarınızla meşgul olmaya devam etmesi
Bu belirtilerden birkaçını kendinizde tanıyorsanız, bu bir aciliyet göstergesi değildir; yalnızca bu örüntüyü biraz daha yakından incelemenin zamanı gelmiş olabilir.
Bu belirtileri bir eleştiri listesi gibi değil, kendi örüntünüzü tanımaya yardımcı bir harita gibi okumanızı öneririm; amaç kendinizi yargılamak değil, farkındalık kazanmaktır.
Doomscrolling Zihinsel Sağlığı Nasıl Etkiler?
Araştırmalar, yoğun ve sürekli olumsuz haber tüketiminin kaygı, uyku sorunları ve genel bir çaresizlik hissiyle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Bu etki, haberin içeriğinden çok, onu tükettiğiniz biçimden gelir.
Tek bir haberi okumak genellikle zararsızdır; sorun, art arda onlarca olumsuz haberi, aralarında bir işleme ya da sindirme fırsatı olmadan art arda tüketmektir. Zihin bu bilgi akışını işleyecek zamanı bulamaz.
Bu, bir yemek analojisiyle düşünülebilir: tek bir lokma yemek sorun yaratmaz, ancak durmadan, çiğnemeden yutmak sindirim sistemini zorlar. Zihin de benzer biçimde, ara vermeden gelen bilgi akışını sindiremez.
Bu analoji aynı zamanda bir çözüm de önerir: yemekte olduğu gibi, haber tüketiminde de aralar vermek, zihnin okuduklarını işleyip anlamlandırmasına zaman tanır.
Bu aralar kısa olabilir. Birkaç dakika yeterlidir. Önemli olan, bu molaları bilinçli olarak vermektir.
Bu durum zamanla, dünyanın olduğundan çok daha tehlikeli ve umutsuz olduğuna dair çarpık bir algı oluşturabilir. Oysa haber akışları, istatistiksel olarak nadir ama duygusal olarak çarpıcı olayları öne çıkarma eğilimindedir.
Doomscrolling Sırasında Bedeninizde Neler Olur?
Kaygı verici bir haberi okuduğunuzda beden, gerçek bir tehditle karşılaşmış gibi tepki verebilir; kalp atışı hızlanabilir, kaslar gerilebilir, nefes sığlaşabilir. Bu, bedenin “savaş ya da kaç” tepkisinin hafif bir biçimidir.
Sorun şu ki, bu tepki gerçek bir tehdide karşı değil, ekrandaki bir habere karşı tetiklenir. Beden tehlikeyi gerçek sanır, ancak kaçacak ya da savaşacak bir yer yoktur. Bu da bedende biriken, boşaltılamayan bir gerilim yaratır.
Bu bedensel tepkiyi fark etmek, doomscrolling'in yalnızca “zihinsel” değil, aynı zamanda bedensel bir deneyim olduğunu görmenize yardımcı olur; bu farkındalık, akışı kapatma kararını biraz daha kolaylaştırabilir.
Bedeninizde biriken bu gerilimi serbest bırakmanın basit bir yolu, akışı kapattıktan sonra birkaç dakika yürümek ya da birkaç derin nefes almaktır; beden, hareket ya da nefesle tehdidin geçtiğini anlar.
Bu basit hareketler, zihne de dolaylı bir mesaj gönderir: tehlike geçti, artık rahatlayabilirsin. Bu mesaj, yalnızca düşünmekle değil, bedeni harekete geçirmekle çok daha etkili iletilir.
Bedeninizi dinlemek, bu süreçte zihninizden daha hızlı ve güvenilir bir rehber olabilir.
Doomscrolling Uykuyu Nasıl Etkiler?
Yatmadan önce doomscrolling yapmak, hem ekran ışığının hem de içeriğin uyarıcı etkisiyle uykuya dalmayı zorlaştırabilir. Beden dinlenmeye hazırlanırken zihin tetikte kalmaya devam eder.
Bazı kişiler uykuya dalamadıklarında telefona yönelir, bu da kısır bir döngü yaratır: uykusuzluk telefona, telefon daha fazla uyarılmaya, uyarılma da daha fazla uykusuzluğa yol açar. Bu döngüyü fark etmek, kırmanın ilk adımıdır.
Bu döngüyü kırmanın pratik bir yolu, yatak odasına girmeden önce telefonu başka bir odaya bırakmaktır; fiziksel mesafe, dürtüsel kontrol etmeyi oldukça zorlaştırır.
İlk birkaç gece bu değişiklik rahatsız edici gelebilir; elini uzatacak bir şey bulamamak garip hissettirebilir. Ancak bu rahatsızlık genellikle kısa sürer ve yerini daha dinlendirici bir uyku rutinine bırakır.
Doomscrolling Odaklanma ve Üretkenliği Nasıl Etkiler?
Gün içinde sık sık haber akışına dalmak, dikkatinizi bölen küçük ama sık kesintiler yaratır. Bir işe geri döndüğünüzde odaklanmayı yeniden toplamak dakikalar alabilir; bu küçük kesintiler, gün sonunda toplamda ciddi bir zaman ve enerji kaybına dönüşebilir.
Ayrıca kaygı verici bir haberin ardından çalışmaya devam etmek de zorlaşabilir; zihin hâlâ okuduğu haberle meşgulken, önünüzdeki işe tam olarak yoğunlaşmak güçleşir. Bu durum, kendinizi “verimsiz” hissetmenize yol açabilir, oysa sorun yeteneğinizde değil, dikkatinizin nereye çekildiğindedir.
Çalışma saatleri içinde haber akışına ara vermek için belirli, sınırlı molalar tanımlamak, hem dikkatinizi korur hem de merakınızı tamamen bastırmak zorunda kalmanızı önler.
Doomscrolling ile Haberdar Olmak Arasındaki Fark Nedir?
Haberdar olmak, dünyada olup bitenleri bilmek ve gerektiğinde harekete geçmek anlamına gelir; bu sağlıklı ve değerli bir alışkanlıktır. Doomscrolling ise bilgi edinmekten çok, bir tür otomatik ve amaçsız tüketime dönüşmüştür.
Bu ikisi arasındaki çizgi her zaman net değildir; aynı davranış, bir gün bilgilenme, ertesi gün otomatik tüketim olabilir. Önemli olan, bu çizgiyi zaman zaman kendinize hatırlatmaktır.
Bu ayrımı yapmanın pratik bir yolu şudur: okuduğunuz haberle ilgili somut bir şey yapabiliyor musunuz, yoksa yalnızca kaygınızı mı besliyorsunuz? Eğer cevap ikincisiyse, muhtemelen doomscrolling sınırına girmişsinizdir.
Bu soruyu bir alışkanlık haline getirmek, haber tüketiminizi zamanla daha bilinçli ve amaçlı bir sürece dönüştürür.
Zamanla bu dönüşüm, kendinize daha fazla güven duymanızı da sağlar.
Bu soruyu düzenli sormak, zamanla haber tüketiminizi daha amaçlı hale getirir; her haberin sizin için bir anlamı ya da işlevi olup olmadığını fark etmeye başlarsınız.
Doomscrolling Kimlerde Daha Sık Görülür?
Zaten kaygıya yatkın olan kişilerde bu örüntü daha belirgin ortaya çıkabilir. Çünkü kaygılı zihin, “kontrolü elimde tutmak için her şeyi bilmeliyim” inancıyla haberlere daha sık yönelir.
Kriz dönemlerinde, örneğin bir deprem, salgın ya da ekonomik belirsizlik sırasında, bu örüntü neredeyse herkeste geçici olarak artabilir. Bu dönemlerde kendinizi eleştirmek yerine, bunun insani bir tepki olduğunu hatırlamanız faydalı olur.
Böyle dönemlerde dahi, kendinize belirli “haber tatili” zamanları tanımak faydalı olabilir; sürekli tetikte kalmak, krizle başa çıkma kapasitenizi aslında güçlendirmez, tüketir.
Bu kısa molalar, krize kayıtsız kalmak anlamına gelmez; aksine, size o krizle daha dayanıklı bir şekilde yüzleşme gücü verir.
Doomscrolling ile İlgili Hangi Yanlış Bilgiler Yaygın?
En yaygın yanlış bilgi, “ne kadar çok haber okursam o kadar hazırlıklı olurum” düşüncesidir. Oysa belirli bir noktadan sonra fazladan bilgi, hazırlığı değil, yalnızca kaygıyı artırır.
Bir diğer yanılgı, haberlerden tamamen uzak durmanın “kafayı kuma gömmek” anlamına geldiğidir. Oysa dengeli ve sınırlı bir haber takibi, hem bilgili kalmanızı hem de zihinsel sağlığınızı korumanızı mümkün kılar.
Bu dengeyi bulmak kişiden kişiye değişir; kimi için günde bir kez on dakika yeterliyken, kimi için haftada birkaç kez daha kısa kontroller daha uygun olabilir.
Kendi dengenizi bulmak için birkaç farklı rutini denemeniz gerekebilir; ilk denediğiniz yöntem size uymazsa, bu bir başarısızlık değil, doğru dengeyi arama sürecinin doğal bir parçasıdır.
Bu deneme sürecinde kendinize karşı meraklı kalmanız, eleştirel olmaktan çok daha yardımcıdır; “bu neden işe yaramadı” sorusu, “yine başaramadım” düşüncesinden çok daha yapıcı bir çerçevedir.
Bu yapıcı çerçeve, zamanla kendinize karşı daha nazik bir iç ses geliştirmenize de katkı sağlar. Böyle bir iç ses, yalnızca ekran alışkanlıklarınızda değil, hayatın pek çok alanında size yardımcı olur.
Üçüncü bir yanılgı, bu alışkanlığın yalnızca irade meselesi olduğudur. Oysa platformlar, bu davranışı teşvik edecek şekilde özenle tasarlanmıştır; bu yüzden kendinizi “zayıf iradeli” olarak etiketlemeniz adil değildir.
Bu gerçeği bilmek, kendinize karşı daha adil bir tutum geliştirmenize yardımcı olur; mücadele ettiğiniz şey yalnızca kendi alışkanlığınız değil, aynı zamanda sizi o alışkanlıkta tutmak üzere tasarlanmış bir sistemdir.
Bu farkındalıkla hareket etmek, kendinize karşı daha gerçekçi ve şefkatli bir bakış açısı kazandırır.
Doomscrolling Alışkanlığınızı Nasıl Fark Edersiniz?
Kendi örüntünüzü fark etmek için birkaç gün boyunca telefonunuzu elinize her aldığınızda kısaca not almayı deneyebilirsiniz: hangi saatte, hangi duyguyla, ne kadar süre haber akışında kaldınız?
| Durum | Sağlıklı haber takibi | Doomscrolling örüntüsü |
|---|---|---|
| Süre | Belirli, sınırlı bir zaman dilimi | Belirsiz, saatlerce sürebilir |
| Niyet | Bilgi edinmek, bir konuda karar vermek | Amaçsız, otomatik kaydırma |
| Sonrasındaki duygu | Bilgilenmiş, sakin | Kaygılı, bitkin, çaresiz |
| Uyku öncesi | Ekran kapatılır, rutine geçilir | Yatakta uzun süre akış devam eder |
Bu tablo kesin bir ölçüt değildir; yalnızca kendinizi hangi sütunda daha çok tanıdığınızı fark etmenize yardımcı olur.
Bu notları birkaç gün tutmak bile, size kendi örüntünüz hakkında şaşırtıcı derecede net bir resim sunabilir; pek çok kişi bu alıştırmayı yaptıktan sonra “bunun bu kadar sık olduğunu fark etmemiştim” der.
Bu farkındalık bazen rahatsız edici gelebilir; ancak değişimin ilk adımı her zaman net bir görüştür. Göremediğiniz bir örüntüyü değiştiremezsiniz.
Bu görüşü elde ettikten sonra, değişim artık çok daha ulaşılabilir hissettirir. Küçük adımlar yeterlidir. Hızlı değil, kalıcı bir değişim hedefleyin.
Doomscrolling Alışkanlığıyla Nasıl Çalışabilirsiniz?
İlk adım, haber takibi için belirli bir zaman dilimi ayırmaktır; örneğin günde iki kez, on beş dakikalık bir pencere. Bu sınır, “her an güncel kalmam gerekiyor” baskısını azaltır.
Bu pencereyi takviminize ya da telefonunuzun hatırlatıcılarına eklemek, onu bir niyet olmaktan çıkarıp somut bir rutine dönüştürür. Somut rutinler, belirsiz niyetlerden çok daha sık uygulanır.
- Haber uygulamalarının anlık bildirimlerini kapatın; siz haberi ararken bulun, haber sizi bulmasın
- Yatak odasını mümkün olduğunca telefon dışı bir alan haline getirin
- Belirli bir haberi okuduktan sonra kendinize “bu konuda yapabileceğim somut bir şey var mı” diye sorun
- Kaydırma isteği hissettiğinizde üç derin nefes alıp isteğin geçip geçmediğini gözlemleyin
- Haber akışını bilinçli olarak, oturarak ve dikkatinizi vererek okuyun; yürürken ya da başka bir işle uğraşırken değil
Bu adımlar bir gecede değişim yaratmaz; ancak düzenli uygulandığında, zamanla telefonla kurduğunuz ilişkiyi daha bilinçli hale getirir.
Bu adımların hepsini aynı anda uygulamaya çalışmak yerine, birini seçip birkaç hafta boyunca ona odaklanmanız daha sürdürülebilir bir yoldur. Küçük ve tutarlı değişimler, büyük ve kısa ömürlü değişimlerden çok daha kalıcıdır.
Doomscrolling'i Tamamen Bırakmak Gerekir mi?
Hayır, amaç haberlerden tamamen kopmak değildir; dengeli bir bilgi takibi, sorumlu bir vatandaşlık ve gündemle bağlantılı kalmak için değerlidir. Sorun, dengenin kaybolup otomatik bir alışkanlığa dönüşmesidir.
Kendinize sorabileceğiniz basit bir ölçüt şudur: haber takibiniz sizi bilgilendiriyor ve güçlendiriyor mu, yoksa sürekli bir kaygı ve çaresizlik hissi mi bırakıyor? Bu sorunun cevabı, dengenizi değerlendirmenize yardımcı olur.
Bu dengeyi zaman zaman yeniden değerlendirmek de önemlidir; yoğun bir kriz döneminde dengeniz geçici olarak bozulabilir, önemli olan bunu fark edip yeniden ayarlayabilmenizdir.
Böyle bir yeniden ayarlama becerisi, mükemmel bir denge kurmaktan çok daha gerçekçi ve sürdürülebilir bir hedeftir; önemli olan dengenin hiç bozulmaması değil, bozulduğunda fark edip toparlayabilmenizdir.
Çocuklar ve Gençlerde Doomscrolling Nasıl Görünür?
Gençler, akranlarının paylaşımlarını takip ederken de yoğun ve olumsuz içeriklere maruz kalabilir; savaş görüntüleri, felaket haberleri ya da kutuplaştırıcı tartışmalar bu akışın bir parçası olabilir.
Ebeveynlerin bu konuda açık bir diyalog kurması, gencin gördüklerini tek başına işlemeye çalışmak zorunda kalmamasını sağlar. Bu konuyu daha ayrıntılı okumak isterseniz savaş haberleri çocukları nasıl etkiler yazım size faydalı olabilir.
Gençlerle bu konuyu konuşurken yargılamadan, meraklı bir tavırla yaklaşmak, onların kendi deneyimlerini paylaşmasını kolaylaştırır; “bunu gördüğünde ne hissettin” gibi bir soru, “bunu neden izliyorsun” demekten çok daha açık bir kapı aralar.
Doomscrolling Tükenmişlikle Nasıl İlişkilidir?
Sürekli olumsuz bilgi akışına maruz kalmak, zihinsel bir yorgunluk biriktirir; bu yorgunluk, iş ya da günlük hayattaki tükenmişlik hissini de derinleştirebilir. Bu konuyu daha ayrıntılı okumak isterseniz tükenmişlik sendromu belirtileri yazım size faydalı olabilir.
Bazı kişiler, iş stresinden kaçmak için telefona yönelir, ancak haber akışı farkında olmadan yeni bir stres kaynağına dönüşür. Bu döngüyü fark etmek, dinlenme zamanınızı gerçekten dinlendirici hale getirmenize yardımcı olur.
Aile ve Arkadaş Ortamında Doomscrolling Nasıl Görünür?
Bir arada olduğunuz anlarda bile telefona sık sık bakmak, yakınlarınızda görmezden gelindikleri hissini yaratabilir. Bu durum “phubbing” olarak da adlandırılır; yüz yüze olduğunuz kişiyi telefon yüzünden ihmal etmek anlamına gelir.
Bazı aileler, akşam yemeğinde ya da birlikte geçirdikleri zamanlarda “telefonsuz saat” gibi basit kurallar belirleyerek bu örüntüyü dengelemeyi dener. Küçük bir kural bile, ailece kurduğunuz bağın kalitesini belirgin biçimde artırabilir.
Bu örüntüyü birlikte konuşmak, kimseyi suçlamadan, “bu akışın hepimizi nasıl etkilediğini fark ettim” diyerek başlamak, aile içinde daha sağlıklı bir denge kurmanın iyi bir yoludur.
Bu konuşmaları düzenli olarak, tek bir seferlik bir “ders” olarak değil, sürekli devam eden bir diyalog olarak sürdürmek, ailenin birlikte öğrenip gelişmesine olanak tanır.
Doomscrolling Aşırı Düşünmeyle Nasıl Beslenir?
Okuduğunuz bir haber zihninizde uzun süre dönüp durabilir; bu, aşırı düşünme eğilimi olan kişilerde daha belirgin görülebilir. Bu konuyu daha ayrıntılı okumak isterseniz aşırı düşünme nasıl durdurulur yazım size yardımcı olabilir.
Bu iki örüntü birbirini besler: doomscrolling yeni düşünme malzemesi sağlar, aşırı düşünme ise bu malzemeyi işleyip büyütür. Birini fark etmek, genellikle diğerini de yönetmenize yardımcı olur.
Bu zihinsel gürültü bazen gece boyunca sürebilir; bu konuyu daha ayrıntılı okumak isterseniz beynim susmuyor yazım size faydalı olabilir.
Bu iki örüntüyü aynı anda ele almak, birini ayrı tutmaktan daha etkili sonuçlar verebilir; çünkü kaynakları ve çözümleri büyük ölçüde örtüşür.
Doomscrolling Hakkında Hangi Sorular Sıkça Sorulur?
Danışanlarım sıklıkla şunu sorar: “Bu benim gerçekten umursadığımı mı gösteriyor, yoksa bir bağımlılık mı?” İkisi birbirini dışlamaz. Umursamak sağlıklı bir dürtüdür, ancak bu dürtünün nasıl ifade edildiği önemlidir.
Bir diğer sık sorulan soru, “haberleri hiç takip etmezsem geride mi kalırım” şeklindedir. Günde bir iki kez, belirli kaynaklardan kısa bir takip, çoğu durumda yeterli ve dengelidir.
Üçüncü bir sık sorulan soru, “akışı kapattığımda kendimi suçlu hissediyorum, bu normal mi” şeklindedir. Evet, bu oldukça yaygındır; alışkanlığın gücü, ondan uzaklaştığınızda bile bir süre hissedilebilir.
Bu suçluluk hissi zamanla azalır; yeni alışkanlık yerleştikçe, eski dürtü de giderek zayıflar.
Ne Zaman Destek Almalısınız?
Doomscrolling alışkanlığınız günlük işlevselliğinizi, uykunuzu ya da ilişkilerinizi ciddi biçimde etkiliyorsa, bir uzmandan destek almanız yerinde olur.
Destek almak, bu konuda “başarısız” olduğunuz anlamına gelmez; aksine, kendinizi daha iyi tanımak için attığınız bilinçli bir adımdır. Pek çok kişi bu adımı attıktan sonra, dijital alışkanlıklarıyla kurdukları ilişkinin belirgin biçimde değiştiğini fark eder.
Bu değişim, genellikle büyük bir dönüşümle değil, küçük ve tutarlı fark edişlerle gelir; her görüşme, kendi örüntünüzü biraz daha netleştiren bir adım olur.
- Haber akışında geçirdiğiniz süreyi kendi başınıza sınırlayamıyorsanız
- Bu alışkanlık uyku düzeninizi ciddi biçimde bozuyorsa
- Haberler sonrası yoğun bir çaresizlik ya da umutsuzluk hissi günler boyu sürüyorsa
- Bu örüntü var olan bir kaygı bozukluğunu belirgin biçimde kötüleştiriyorsa
Psikolojik Danışmanlıkta Doomscrolling ile Nasıl Çalışılır?
Psikolojik danışmanlıkta bu örüntüyle çalışmak genellikle hangi duyguların kaydırma isteğini tetiklediğini fark etmekten başlar. Bu farkındalık, otomatik tepkiyi bilinçli bir seçime dönüştürmenin ilk adımıdır.
Bu görüşmeleri yetişkin psikolojik danışmanlığı kapsamında planlarız; eşlik eden yoğun bir kaygı varsa bu konuyu da birlikte ele alırız.
Süreç kişiden kişiye farklılık gösterir; kimi birkaç görüşmede kendi tetikleyicilerini netleştirirken, kimi için bu farkındalığı günlük hayata taşımak daha uzun bir çalışma gerektirebilir. Önemli olan, bu yolculuğu kendi hızınızda ve yargılanmadan yürütebilmenizdir.
Bazı danışanlarım ilk görüşmelerde “ben telefonumu bırakamam” diyerek başlar, ancak birkaç hafta içinde kendi tetikleyicilerini fark etmekte şaşırtıcı bir ilerleme kaydettiklerini görürüm.
Doomscrolling Fark Ettiğinizde İlk Adımınız Ne Olmalı?
Doomscrolling alışkanlığınızı fark ettiğinizde ilk adımınız, bunu bir irade zayıflığı değil, hem beyninizin doğal eğilimlerinin hem de platform tasarımının ortak sonucu olarak kabul etmektir. Bu kabul bile, kendinize karşı biraz daha nazik olmanızı sağlar.
Bu konuyu daha derinlemesine konuşmak isterseniz uygun bir zamanı online randevu sayfamdan seçebilirsiniz. Görüşmede amacımız, telefonla ve haber akışıyla aranızda daha dengeli ve daha huzurlu bir ilişki kurmanıza eşlik etmektir.
Kendinize zaman tanıyın; bu alışkanlığı yıllar içinde geliştirdiniz, onunla farklı bir ilişki kurmak da biraz zaman alacaktır ve bu tamamen normaldir.
Umarım bu yazı, kendi ekran alışkanlıklarınıza biraz daha anlayışlı bir gözle bakmanıza vesile olmuştur. Bilgilenmek değerlidir; önemli olan, bu bilgilenmenin sizi güçlendirmesi, tüketmemesidir.
Bu yolda attığınız her küçük adım, zamanla telefonla ve haber akışıyla daha dengeli bir ilişki kurmanıza katkı sağlar. Kendinize karşı gösterdiğiniz bu sabır, en az kaydırma isteğine direnmek kadar değerlidir.
Sıkça sorulan sorular
Doomscrolling resmi bir tanı mıdır?
Hayır, doomscrolling resmi bir psikiyatrik tanı kategorisinde yer almaz; dijital çağda tanımlanan, yaygın biçimde gözlemlenen bir davranış örüntüsüdür. Tanı almamış olması, deneyimin önemsiz ya da ciddiye alınmaması gerektiği anlamına gelmez; uyku düzeninizi, kaygı düzeyinizi, odaklanmanızı ve günlük işlevselliğinizi belirgin biçimde etkileyebilir.
Doomscrolling ile sosyal medya bağımlılığı aynı şey midir?
Hayır, ikisi ilişkili olsa da aynı değildir. Sosyal medya bağımlılığı çok daha geniş, farklı içerik türlerini kapsayan bir kullanım örüntüsüdür; doomscrolling ise özellikle olumsuz ve kaygı verici içeriklerin art arda, durmadan tüketimine odaklanan, daha dar ve spesifik bir davranış biçimidir.
Doomscrolling çocuklarda da görülür mü?
Evet, özellikle sosyal medya kullanan gençlerde benzer bir örüntü görülebilir. Akran paylaşımları, haber hesapları ve algoritmik akışlar aracılığıyla olumsuz içeriklere sık sık maruz kalan gençler, benzer kaygı ve tükenmişlik belirtileri yaşayabilir; bu nedenle ebeveynlerin açık bir aile diyaloğu kurması önemlidir.
Haberleri tamamen takip etmemek daha mı sağlıklıdır?
Hayır, tamamen kopmak gerekli değildir; dengeli ve sınırlı bir haber takibi, bilgili kalmanızı ve gerektiğinde harekete geçmenizi sağlar. Sorun haberleri hiç takip etmemek değil, bunu amaçsız ve durdurulamaz bir alışkanlığa dönüştürmek, kaygınızı günün her saatinde sürekli ve gereksiz yere beslemektir.
Doomscrolling için ilaç kullanmak gerekir mi?
Doomscrolling'in kendisi bir ilaç tedavisi gerektiren tıbbi bir durum değildir; psikolojik danışmanlıkla ele alınan bir davranış örüntüsüdür. Eğer bu durum yoğun kaygı, uykusuzluk ya da depresif belirtilerle birlikte uzun süre, kesintisiz biçimde seyrediyorsa, bir hekime ya da psikiyatriste başvurmak faydalı olabilir.
Doomscrolling alışkanlığı zamanla kendiliğinden geçer mi?
Bazı kişilerde yaşam koşulları ya da haber gündemi sakinleştikçe bu örüntü hafifleyebilir, ancak bu her zaman böyle olmaz. Genellikle bilinçli bir çaba, belirli zaman sınırları koymak ve tetikleyicileri fark etmek, yalnızca beklemekten çok daha hızlı ve kalıcı bir değişim sağlar.

Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu. Serdivan'daki ofisinde çocuklar, ergenler, ebeveynler, yetişkinler ve çiftlerle psikolojik danışmanlık görüşmeleri yürütür.
Acil bir durumdaysanız kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa hemen 112'yi arayın veya en yakın acil servise başvurun. Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi yerine geçmez.
Bu konuda destek
Benzer yazılar

Öz Şefkat (Kendine Şefkat) Nedir?
Öz şefkat nedir, kendine acımaktan ve özsaygıdan farkı ne? İç eleştirmen, mükemmeliyetçilik ve hemen deneyebileceğiniz kısa alıştırmalar bu…
1 Kasım 2026 · 16 dk okuma
FOMO (Gelişmeleri Kaçırma Korkusu) Nedir?
FOMO nedir, sosyal medya ve kıyaslama bu korkuyu nasıl besler? Arkadaşlık, kariyer ve parada FOMO, bildirim sınırları ve JOMO için pratik…
1 Kasım 2026 · 16 dk okuma
Üniversiteye Yeni Başlayanlarda Uyum Sorunları
Üniversiteye uyum sorunları neden yaşanır? Yeni şehir, memleket özlemi, yalnızlık ve ders yükü karşısında öğrenciler ve aileler için pratik…
1 Kasım 2026 · 16 dk okuma